İhtimal

Ağyar ! Bir boş bırakılmışlık kattı hüznün bardağıma Bu gece de çevirmedin tuttuğum kadehe derdiğim acıları. Karla karışık yağmurdan, griden ve Balkanlardan gelen soğuktan bıktım. Görüyorum Efruze, Sen de bitapsın, sen de bıktın. Gece sisli yüzünü bekletmeden mahzenlerde, Sevmiş fıtrat…

Sonbahar

Varsın boyasın çevremizi kızılca sarıya, dökülen yaprakların ölüme çalan rengi. Elemler de mest eder ruhları gülüm! Bırakalım, kapılsın hicrana gönüllerimiz. Yeter ki, saklayalım o gönüllerde sevgimizi, kaybolmasın tutkumuz yaşama dair. Hazan rüzgarlarına kanmasın ruhlarımız, kuru yapraklar misali savrulmayalım.

Umulmadık An

alnım çatlıyor yere düşüyor gönlüm nerede kaybettiğimi bilmeden duymadan anlamadan görmeden bekliyorum en ummadığın anlarda içimde bardaklar kırılıyor kuyularım dolup taşmakta. piç çocuklar ceplerimde atıyorum hepsini kuyu içlerine hediyeler dağıtıyorum koşun ölümsüzlük ellerimde. kan kusan gözümden ağrıyan dizimden bıkıyorum kendimden…

Yeşilin içinde insan İnsanın gözlerinde mavi Mavinin ortasında ada Adanın kenarında kum Kumların arasına saklanmış bir yengeç Yengecin kıskacında mantar tıpası Tıpanın devamında şişe Şişenin içinde bir kağıt Kağıdın üstünde umut Umudu yazan bir adam Adamı seven bir kadın Kadının…

Sizli Kale’m II

6 Siz, biz olmak istediğinizde; ben yine ben olurum. 7 Siz kapitalist olun, devrim yapayım. 8 Siz kırlangıçlar gibi haber edecekseniz sabahı, ben çay olup dökülürüm bardağınıza. 9 Siz tavşan adasındaki tek bitki örtüsü, ben her gün aynı şeyi yemekten…

Benli Kalem

Kainat koymuşlar hançereme Genişledikçe genişliyor terliyorum. Teorin var mı bu konuda sevgilim Atlar ölüyor, kuşlar ölüyor, ben ölüyorum. Sızıyorum Süleyman’ın asasından Bir kurt kemiriyor içimi gıdıklanıyorum Kudüs bitti mi? Öyleyse tamam. Süleyman düşüyor, ben düşüyorum. Sonra, hasret şirk koşuyor varlığına…

Ben Öldüm Diyorum

sakince geçip gidiyorum vadilerden atılan kementlerim hep boş döner, fırtına alıp götürürse bir gün aklım uçurumdan aşağı düşer. sen ölünce inanır dedi dilsiz keşiş fırtına şart ve tabii bir de gösteriş, sade olmalı diyorum ve rahatça. dilimden düşmeyen sessiz serzeniş.…

Bu Gece

Aklım karışık, gözlerim buğulu, bedenim yorgun. Burnumda tüten; keskin anasonun bile bastıramadığı o güzel kokun. Hüzün, damla damla süzülürken yanaklarımdan, yüreğimde cam kesiği hasretin var bu gece.

Yirmibirinciyüzyılda

renksiz bir gökkuşağından geçiyorum belimdedir bütün kara delikler seni sen yokken de seviyordum sadece hücrelerim bunun farkında değildiler anlatırken ağlamak önemli bir kavramdır rüzgar kadar önemlidir fiyortlar ve kıyıya dik uzayan dağlar delersek ulaşırmışız istediğimize veyahut yıkılır imiş tepemize her…

Hal-i pür melal

Ne uyudum ne uyandım sevgilim koyu, ıslak bir sis çökmüştü şehre hani göz gözü görmez  irkilirsin üşüme tutar birdenbire, öyle Ne ağladım ne sızladım sevgilim katılaşmış kurumuştu yüreğim altı harf adın kazılı kalbimde dokunup okşamaya yeltenmedim Ne ah! dedim ne buğz…

BİR KÜÇÜK NOT

İletişim: info@rihtimdergi.com

YAZI GÖNDER

Geçici bir süreliğine ekibimiz dışından gelen yazılar değerlendirmeye alınmayacaktır.

Detaylı bilgi için tıklayınız.