Karlı Kadın ve Zulüm Bekçisi

Kadınlar ve ölümler çoğalıyordu Ellerinde tırpan ve gözlerinin üzerine sürdükleri siyah kömür tozlarıyla Her an  yaşabilecekleri süprizlere hazırlıyorlardı kendilerini Erkek ve Kadın; Zulüm bekçisi tarafından alt edilmiş Ayaklarının, küçük parmaklarını feda eden komutanlara sığınmışlardı… Duyuldu bir ses, Haykırışlar duyuldu… Kavruluyordu…

Yaşmışçasına

Unutup kendimi Bir harap olmuş Dökülüp elmacıklarından Dudaklarına Ağladıklarıma ağlarım Orada kaybettiğim kendimi Yine orada selamlarım Akıl kârı değil Takılı kalır da Burnunun oralarda Güldüklerime ağlarım Savuşturup yanaklarına En sevdiğim yerden ayırırsın da Yitişimi izlerim Yaşmışçasına.

Yarım

Gece sabaha bağlamak üzere Hava soğuk, rüzgar yok Sıcaktan bunalmıştım ama şimdi üşüyorum Hele saat 2 olunca Daha da artıyor titremelerim Soğuk mu yalnızlık mı bilmiyorum. Mutfak uzak Üşenmesem gidip çay içeceğim O da olmasa zaten Hepten donup üşüyeceğim Eğer…

Son Gün

Bugün yeni bir başlangıcın son günü… Gözlerim kararıyor, soğuklaşıyor her yer… Etrafa dökülen kanlarım biraz sonra pıhtılaşacak, Yine temizlik için birçok iş çıkacak… Eminim bundan ve kapı açılacak yine, “Ne bu halin? KALK!” Ayağa kalkıp çıkacağım oradan, soğukken bedenim… Hastanede…

Ben De Faydalanacağım

Mesafelerin yorgunluğuna hazırım… Ara sıra yağmurla besleyeceğim seni Bazen ayaz, bembeyaz yollarda donacağım. Rüzgar olacağım, savrulacaksın Ve ilk güneşle renklenecek bahçen Meyve verecek dudakların Ben de faydalanacağım, varlıksın sen. Her güz solacak mısın peki? Bizim güzümüz hangi birimle ölçülür… Gücümüz…

Böylelikle Sonuna Geliyoruz

böylelikle sonuna geliyoruz her şeyin sonbaharda güneşin, ağaçlarda meyvenin zor ellerini bırakmak kışa hazırlanırken ama kolay olsaydı tutar mıydım emin değilim sokak kedileri, ev kedilerini kıskanmaya başladığında dünyanın daha güzel olduğunu düşünmüştüm kimsenin olmadığı güz biraz daha çabuk büyümüştüm sonbahar…

Nereye Gitsek

sigaranın ilk nefesinde mor menekşeler uçuyor kadın oturmuş bir arabın içli içli söylenmiş şarkılarını dinliyor geçmiyor gece çünkü gece gelince bin yıl hüküm sürer buralarda buralar dediğime bakmayın nereye gitsek oralar bura pekiştirmek için tekrar geçiyorum üstünden eziyorum en olmadık…

Sitem

Yaratan sensen; bilindik ve bilinmedik dünyaları, yeri-göğü, dağı-taşı, gökte uçan kuşu… Yaratan sensen; içilen suyu, solunan havayı, yüreklerde sevdayı… Yaratan sensen; aklı, mantığı, var etmeye yönelik inancı ve vardan var eden zekayı… Ey! Bunca şeyi yaratan: Yoktan var ederken bunca…

Martılar

Saat gece yarısı ancak sesleri çarpıyor pencereye Yavruları kaçırılıyor-muşcasına bağırıyorlar Anlamsız geliyor önce bu bağırışlar Rahatsız oluyorum aslında bir nevi Öylesi hapis ki zihnim, yalnızca uyumaya meyilliyim Sesleri git gide azalıyor ve azalarak bitiyor Cama çıkıyorum anormal bir durum mu…

Sadece Kal

Olsun ya da olmasın Sen benimle kal Güneş ister doğsun ister batsın Cemre kara hava deniz farksızın düşmesin Havada asılı kalsın Üşüyelim Ve hatta donalım sıcak havada Benimle kal donalım en sıcak ayda Islanalım mesela öylesine sırılsıklam Aşk bile anlamsız…

BİR KÜÇÜK NOT

İletişim: info@rihtimdergi.com

YAZI GÖNDER

Geçici bir süreliğine ekibimiz dışından gelen yazılar değerlendirmeye alınmayacaktır.

Detaylı bilgi için tıklayınız.