Yağmur Sokak

bir damla yağmur düşüyor gözlerinden ben oluyorum… bir düşü anımsatan o sokak geçiyor gözlerinden, çaresizce beklediğim o kapılarda ben oluyorum… günaydınlarım oluyor rüyadan kalma uykularında çocukca bir özlemle beklediğim bir parça pamuk şekerde güneşim oluyor taptaze sabahlarda… nicedir kayıp kabuslarım…

Ağlama

Sen ağlarsan kuşlar ölür, ağlama. Ekolojik bir buhran çöker üstümüze, Bu rıhtımdan tirenler kalkmaz mesela Ağlar annesinin sütten kesmediği çocuklar Fırtınalar kopar fırlarız sokağa Ne zaman bir fırtına çıksa Alıp götürsün diye yalvarmıştık biz OZ’un o muhteşem diyarına. Ardına cadılar…

Birden Bire İki Kişi

Bazen Kalem olup Gözlerine çekilesim geliyor. Okyanusta bir adasın, Odaklanmışım sana Ben bir dünya uydusu Meteor çarpsa da size düşsem. Uykusuz günlerin sonunda Birdenbire bastıran Sabah uykusuymuşsunuz siz Rüya görsem ve size düşsem. Ben size bir düşsem Uyanır mıydınız? Birden…

Onun Sevmeleri Vardır

Kahvece kokan gözleri, Nikotin saçıyor etrafına. İçi hoş geldin dolu sarılmaları var; Kapıyı ardına kadar açmaları Ve büyüyen gözbebekleri. Bir telaş sarmış seni, diyorum Sen geldin ya, diyor. Onun sevmeleri vardır, aşar beni Göktaşları düşer dünyaya Koca koca çukurlar açar…

Sıfatı Hayatlaşmış Kadın

Bilinmedik bir şehirden geldim. Sırtımda kirlenmemiş bir yalnızlık,dokunsan yakar. Dahası …kirli düşler kurarım. Gözlerim kapalı şarkı söylerken, mektuplara yapışmış adreste körleşirim zamanla. Bir anda kaldırırım kolumu; değmemiş ne kadar el varsa omzumda. Bilinmedik bir şehirde kaldım. Çocukluğumu sattım 8 yaşında.…

Dil Düşer Kalemden

Dilim düşüyor kalemden Çatlıyor alnım. Adım adım geriye gidiyoruz neden? Sözlerin kurşun geçirmez yelekleri delerken Sızlıyor adını bilmediğim bir yerim. Maskeli balolarda görünür siluetin Kendini kaybetmiş evlatların babaları kadar Kayıp bir halde gezer gözlerim. Afsunlu bakışlara sözüm yok Onlar dursun…

Geceye Hayret

Geceye hayret ederken kuşları unuttuk. Ağladık olmadık bir yerinde şarkının Ne dense boştur kaybedilmiş dermanlar için Hükümsüzdür bulanlar camiye teslim etsin. Evet şimdi dinleyebilir sağırlar Körler bakmasın utanıveririm. Seher vakti kaybedip koşarım Miş’li geçmiş zamanlardan, Baş aşağı salın ki çabuk…

Ölümlerin Ardı

-Aba vü ecdad ağlar Cebbar’dan Ve mevsim cerh etmiştir bir dostumun yüreğini. İnceltmiştir ipi, bıkmıştır hayattan Nevfel’in kızı sevmiştir Hint prensini. Böyle başlar bir hikâye, Yüzüne benzeyen herkesten sıkılan kadın; Sevişmelerin yorgunluğunda. Tutulduğu; cenabet dolu bir aşk. Ölümlerin ardı: benzer…

Afrika

Desem ki; orada, en medeni ve en ilkel iç içedir… En zengin ve en fakir, en bilgili ve en cahil birliktedir… ve desem ki; orası, açlığın, sıtmanın, veremin ve çocuk felcinin, halen yok edilemediği bir yerdir.

Sizsiz

Siz su gibi Akıp giderken sürekli Ben olduğum yerden Biraz da incelerek; Balıkça öldüğüm yerden İzlemekteyim sizi. Çırpınarak, suyun kenarında Karışmak için zenginliğinize Bir yağmur duasıyla Sizi izlemekteyim. Sizsiz de nefes alabilirim “Siz, siz!” diye diye Öleceğim.

BİR KÜÇÜK NOT

Sponsorluk ve reklam için: info@rihtimdergi.com

YAZI GÖNDER

Demlik bölümüne, belirlenen tema ile ilgili Öykü/Deneme/Şiir türlerindeki yazılarınızı  30 Ağustos 2020‘ye kadar gönderebilirsiniz. Bu tarihten itibaren gönderilen yazılar, değerlendirmeye alınmayacaktır.

47. Sayı için tema: “Cinayet”
demlik@rihtimdergi.com

Detaylı bilgi için tıklayınız.