Sıcak… Serin… Öfkeli… Narin… Ben öldüğüm günden beridir bu kısır döngünün içinde sıkışıp kalmışım. Vaat edilmiş olanları bulamamam bir sorun değil… Sorun olan şey, kendimi buralarda bulamamam. Sıkıştım kaldım dört duvar arasına. Bir çıkış yolu inşa etmem gerek ancak ne…
Tut beni
Standart bir yaşam koşulu oluşturmak için bu kabileye bir düzen gerekiyordu. Sade, yeniliklere açık bir kabile olacaktı bu. Balta girmemiş ormanlara balta girecek ve nihayetinde kentleşme başlayacaktı. Bu konuları görüşmek üzere kabilenin de gelenleri toplantılarına başlamışlardı bile… – …artık gök…
Tekli Koltuk
Mobilyaların arasında babamın çalışma masasından sonraki en asil eşyaydı o. Üzerindeki siyah deri kaplaması, yerden yüksekliği, geniş sırtı ve kalın kol kısmı arkasından bakıldığında heybetine heybet katardı. Yanında duran zigon sehpanın ağabeyliğini de üstlenmiş gibi bir duruşu vardı tekli koltuğun.…
Duvar
Yaradılışımızdan bu yana insanoğluna sürekli sınırlar konulmuş. Bu sınırların sebebi ise, dünyaya gelişimiz esnasında ruhumuza karışan ve nefis olarak adlandırılan duygular bütünüymüş. Zaten bu duygular bütünü olmasa bu hayat da var olmaz imiş. Sonuç itibariyle “doğru ile yanlışı ayrıma ağacındaki…
Bir Başka Hayatta, İkimiz De Birer Kuş İken
Hiçbir zaman korktuğumu başkalarına itiraf edemedim. Gurur her şeyin sebebi aslında. Bizi aşağıya çeken de, bizi göklere çıkaran da. Küçükken karanlıktan korkardım. Şüphesiz, o zamanlar hayal gücüm çok daha geniş ve yaratıcıydı. Büyüdüm, aşağılanmaktan korkmaya başladım. Yaşlandım, ölmekten korkmaya başladım.…
Mutlu Olmak Üzerine
Neden yaşıyorsun? Bu sorun’un çok çeşitli cevapları vardır. Örneğin “Hayallerimi gerçekleştirmek için.” cümlesi bu soruya verilmiş en iddialı cevaplardan birisi olabilir. Bu cevabı veren arkadaşıma hayatta başarılar diliyorum. Bir başkası “Eninde sonunda öleceğiz işte sonuç olarak ölmek için yaşıyorum.” diyebilir.…
Bir Küçük Not
Aslında seninle, benimle, bizimle, hepimizle ilgili… Çevremizdeki insanlar bizi tanısın bilsin isteriz çoğu zaman. Özellikle sevdiklerimizle daha çok vakit geçirmek, her şeyi paylaşmak isteriz. İçimizi boşaltma şeklimiz aslında bu. Öyle bir neşe vardır ki içimizde bize fazla gelir, diğerleri de bilsin…
Yazıyoruz da…
YAZIYORUZ DA… Belki de sizin için yazmamın, benim için bir değeri yoktur. Karar verebilmiş değilim. Öte yandan kendimi düşünecek de değilim. Bana göre kendini düşünmenin, insanlığa karşı işlenmiş ağır suçlarla eş bir yanı var. Bunu hastalıklı görüşler(im)den sayabilirsiniz. Ne yapayım?…