Edebi

Bavul

Aslında anaokuluna gidebilirmişim. Annem paramızın yetmediğini söylemişti. Komşunun oğlu Ali nasıl gitmişti? Onun da annesi, babası çalışıyordu, benim de. Hem Ali’nin kardeşi de vardı. Babam bir de ikinci işe gidiyordu. Bu yüzden gece yarıları eve geliyormuş. “Bizim paramız neden yetmiyor” diye hep düşündüm.

Babaannem, bize bu evi bıraktığı için dedeme her gün dua ediyor. Eskiymiş ama kira vermiyormuşuz ya. Annem yatmadan önce beni hep koklayarak öperdi. Mavi gözleri hep ıslak olurdu ama “Gözüme bir şey kaçtı” deyip dururdu. Babam, annem gibi öpüp koklamazdı beni. Zaten içtiği sigaranın kokusunu hiç sevmezdim. Babamın o kocaman elleriyle ben uyurken başımı okşadığını bilirdim.

Komşu teyze ile babaannem, her gün evlilik programı seyrediyorlar. Bir gün babaannem, “Çok pişmanım, kızın başı yandı. Unutur sanmıştım. Olmadı, sevemedi bir türlü bunu; bugünlere geldik işte!” dedi. Kimin başı yanmıştı? Kim kimi sevmiyordu? Ağlayan babaanneme oyuncaklarımı yerde bırakarak koştum, sarıldım. Gözlerini sildi. Konuşmadan çaylarını içmeye devam ettiler. “Çişim geldi,” diyerek odadan çıktım. Kulağımı kapıya dayadım. Hiçbir şey anlayamadım. Biraz durup içeri girerken babaannem, “Bu senede yaz gelmiyor bir türlü, baksana soğuğa” diye başladı. Komşu gidince “O başı yanan kız kim, nerede yakmış başını?” diye sordum. Babaannemin sözleri beni korkuttu. “Komşunun akrabası bir kız varmış, sobayla oynayıp başını yakmış,” Anlaşılan artık sobanın yanından geçerken daha dikkatli olmalıydım.

Bir hafta sonra bir teyze kucağında bebeğiyle bize geldi. Ne tatlı bir bebekti. Başındaki azıcık saçında pembe bir toka vardı. Eline arabalarımı verdim. Biliyorum, kızlar hoşlanmaz ama başka oyuncağım yok ki. Annesi ağlamaya başladı. Zaten teyze gelince babaannem değişti. Bebeğe bakarken sanki bana bakar gibiydi. Teyzeye bakarken de “Çürükleri doldurmuşsun yine” dediği pazarcı amca vardı sanki karşısında. Teyze “Dayanamıyorum artık! Ne olacaksa olsun. Ben çocuğumu düşünmek zorundayım. Kirayı veriyor ama açız, bebeğin mamasını bile alamıyoruz. Mecburum buraya gelmeye. Ona söylesem hemen kabul eder ama önce sana söylüyorum” dedi. Babaannem, “Buna karar verecek olan ben değilim, zaten kızın hayatını kararttık. Nasıl razı olsun?” diye fısıldadı.

‘Ne oluyor? Kim kimi karartmış?’

Teyzenin ağlaması hiç bitmedi. Sıkıldım. Keşke bu teyze hiç gelmeseydi diye aklımdan geçirdim ama bebek öyle güzeldi ki… Bir kere öptüm onu yumuşacık yanağından. O da burnumu elledi yumuk elleriyle. Bütün arkadaşlarımın kardeşleri var, beraber oyun oynuyorlar. Onunla oyun oynayamayız ama ben de bir kız kardeş istiyorum. Babaannem teyzeye “Sen şimdi git!” der demez teyze yerinden fırlayarak “Olmazsa çocuğu bırakıp başımın çaresine bakacağım” diye bağırdı. “Bana bak!” dedi babaannem. “Bizim töremizde, giden bir kadın bir daha asla geri dönemez. Hem nereye gideceksin? Kenan seni öldürür alimallah!”

‘Ne! Bu Kenan benim babam değil mi? Neden öldürsün ki teyzeyi? Benim babam televizyonda babaannemin cık cık cık diyerek izlediği katillerden mi olacak?’

Karnıma ağrılar girmeye başladı. Teyze gittikten sonra bir sürü soru sordum babaanneme. Bu teyzenin Kenan isimli bir akrabası varmış. Babaannem konuşurken niye yüzüme bakmıyordu? Hiç böyle yapmazdı. Misafir geldiğini de annene anlatma diye tembih etti. Annem, teyze gibi dertli insanlara çok üzülürmüş. Olanları anneme hiç anlatmadım ama o tatlı bebeği söylememek için de kendimi zor tuttum.

O gece annemlerin odasından gelen seslerle uyandım. Odaya gittiğimde annem ağlıyordu. İki yanında babaannemle babam oturuyordu. “Annen biraz hastalandı,” dedi babami “Hadi sen doğru yatağına!”

“Annemi iyileştir Allah’ım…” diye dua ederken uyuyakalmışım.

İki gün sonra geçen günkü bebekli teyze yine geldi. Bu sefer elinde bir de bavul vardı. Bavulu salonun ortasına kadar getirdi. Kapıda teyzeyi gören babaannemin yüzü önce sarardı. Sonra bir de baktım ki kıpkırmızı olmuş. Bütün gün hiç konuşmadılar. Bir şey soracak olduysa, hemen tersledi teyzeyi babaannem.

Akşam eve gelen annem, ağlayarak yatak odasına koşunca hâlâ iyileşmediğini anladım. Yanına gittiğimde “Sen git burası soğuk” dedi. Hastalar soğukta durmazdı ki. Babamın o akşam eve ilk defa erken gelmesine çok sevindim, koştum boynuna sarılmak istedim ama sanki çizgi filmlerdeki robotlar gibiydi. Teyze, konuşmadan bir köşeye oturan babamın kucağına bebeği bırakıp sofrayı kurdu. Bebeğe bakışını gördüm babamın. Bana “Ne haber yakışıklı?” dediği zaman da öyle bakardı. Sofraya gelemeyen anneme yemek götüren babaannem, az sonra ağlayarak geri döndü. Elindeki tepsiyi masaya attı. İçindekiler lunaparktaki çarpışan arabalar gibi tokuştu. Artık annemin hastalığının çok kötü olduğuna emindim. Vakit geç oldu ama teyze evine gitmedi. Kendine benim yatağımın yanına yatak hazırladı.

Sabah uyandığımda annemle babam işe gitmişlerdi. Teyze yine bizdeydi. Babaannemin asık suratı, anneannem gelip de avaz avaz bağırınca daha da asıldı. “Kızımızı alacağız, bu zamana kadar zaten zor sabrettik!” diye bağıran anneannemi hiç böyle sinirli görmemiştim. Giderken “Gelecekse tek gelecek, kocam çocuğu istemiyor” diye daha çok bağırdı. Babaannem teyzenin üstüne yürüdü. “Gördün mü yaptığını, bu mazlumun ne günahı var?” diyerek beni gösterdi. Mazlum neydi? Benim günahım mı vardı? Teyze bana ne yapmıştı? Hem babaannem değil miydi “Çocuklar melektir, onların günahı olmaz” diyen?

Akşama doğru eve gelen annem, yine ağlayarak odasına koştu. Madem hastaydı niye işe gidiyordu? Tabii beni odaya sokmadılar. Bir saat sonra yanıma gelen annem, bana sımsıkı sarıldı. Öptü, öptü, öptü… Ben de onun sarı saçlarını öptüm. “Çabuk iyileş anneciğim” dedim. “Ben çok üzülüyorum.”

“Tamam, ben hastaneye yatacağım. Sen güzel güzel oyuncaklarınla oyna, yemeklerini ye, babaanneni de üzme olur mu oğlum?” dedi. Kapının önünde bir bavul gördüm. Sıkı sıkı sarıldım annemin boynuna. Babaannem, “Çocuk üşüyecek” deyince annem beni kucağından yere bırakıp bavulu eline aldı, bir daha bana bakmadan yürüyüp gitti.

Babam yine erken geldi o akşam. Bağırıp çağırdı. Annemin hastalığının onu da çok üzdüğü belliydi. O akşam için için ağlayarak uyudum. Rüyamda annem beni çağırıyordu karşılarda bir yerden. Koşuyordum, koşuyordum, bir türlü yaklaşamıyordum. Sıçrayarak uyandım. Çok terlemiştim. “Babaannemi uyandırayım, söylemezsem kızar” diye kalktım. Yanımdaki yatakta sadece bebek vardı. Teyze herhalde tuvalete gitmişti.

Yaz geçti. Annem hâlâ hastanede. Babam çocukları almadıkları için beni hastaneye götürmüyor. Telefonla konuşabiliyoruz sadece. Onun bıraktığı giysilerini yatağıma aldım. Sarılıp koklayarak uyuyorum. Okullar açıldı. Ben yine duvarından bakıyorum. O koşup hoplayan çocuklar niye benim arkadaşım olamıyor? Babam artık her akşam eve erken geliyor. Yüzü de hep gülüyor. Teyzenin kızını sarılıp sarılıp öpüyor. Beni de öpüyor tabii. Teyzeyle de çok şakalaşıyorlar. Babam şişmanladı ama ben zayıfladım. Tabağımdakileri arkamdan ağlamasın diye zorla bitiriyorum. Ara sıra oyuncaklarımın arasına bebeğinkileri de katıyorum. Arkadaşlarım duysalar alay ederler benimle.

Pazar günü gittiğimiz parkta teyzenin kızı ile kumlarla oynarken çok eğlendik. Ağaçların arkasından bize bakan kadın, anneme çok benziyordu. Hemen babaannemin yanına koşup söyleyince “Oğlum bilmiyor musun annen hastanede?” diye beni azarladı. Anneme bu kadar benzeyen bir kadın olur muydu? Parka her gittiğimizde yine o kadını görebilir miyim diye baktım ama yoktu.

Bugün teyze “Ben artık burada yatmayacağım” dedi. “Sus, bari bunu yapma! Garibim anlamasın bir müddet. Zaten ne zaman uyansam yatağında değilsin” diye parmağını dudaklarına götürerek susturdu babaannem onu.
Şimdi babaanneme sorsam…

Comments (2)
  1. Necla Umut dedi ki:

    Çok duygulandım… Yüreğine, kalemine sağlık Sevgicim…

    1. Sevgi Ünal dedi ki:

      Teşekkürler Necla Umutçuğum.

Leave a Reply

Your email address will not be published. Required fields are marked *

BİR KÜÇÜK NOT

Sponsorluk ve reklam için: info@rihtimdergi.com

BİZE KATILIN

Demlik bölümüne, belirlenen tema ile ilgili Öykü/Deneme/Şiir türlerindeki yazılarınızı 20 Eylül’e kadar gönderebilirsiniz.

37. sayı için tema: “Devrim”

Ekip sayfasından iletişim adreslerini öğrenebilirsiniz.

Detaylı bilgi için tıklayınız.