Sinem Keskin
Sinem Keskin
7 Articles0 Comments

24 Ocak 1996 tarihinde İstanbul'da doğdum. Eğitim hayatıma Çanakkale 18 Mart Üniversitesi Ekonometri bölümü ile başladım. Ancak bölümümle ilgili ciddi bir uyumsuzluk içerisindeydim. Okulu bırakmak durumunda kaldım. Daha sonra tekrar üniversite sınavlarına hazırladım ve Yeditepe Üniversitesi, Türk Dili ve Edebiyatı bölümünü kazandım. Şu an 2. sınıf öğrencisi olarak öğrenim görmekteyim. Küçüklüğümden beri içimde yazma aşkı vardı ve ufak tefek denelemer yazıyordum. Geçen yıl içimdeki sese biraz daha kulak verip Cumba Kültür ve Sanat Platformu'nun bünyesindeki yazarlık atölyesine katıldım. Burada yazınsal türler hakkında ciddi bir eğitimden geçtim. Öykü dalında ilerlemeye çalıştım ve kurs bitiminde sertifika aldım. Daha sonra yazarlık atölyesi bünyesinde kursiyerler ile birlikte denemelerimiz ve öykülerimizin bulunduğu bir seçki kitabı çıkardık. Akabinde ise bir imza günü tertip ettik. Şu an bir e-dergi olan Rıhtım'da aylık yazılarım yayımlanmaktadır.

Renkli Kozalaklar

Güneşin gözünü araladığı bir pazar. Mutlulukla çok fazla ilişkisi olan bir pazar kahvaltısı… Rutinimiz hiç değişmez. İki haftada bir ikizimle birlikte göl kenarına gideriz. Aramızdaki tek fark parmak izi değil. O sanatsal resim çekmeyi sever ben manzaraya göz aralayıp kitap…

Peri Kanatlar

Küçük badem gözlerinin bal sarısı, bir parça hüzün bir parça tedirginliğe teslim oldu vedalaşırken. Yediye anca ulaşmış yaşının iki katı kadar vedaya maruz kalmıştı. “Sevgi Teyze diş perisi badem şekeri bırakmıştı ya onları sen ye ama sakın şişko Hamdi’ye verme!”…

Bir An

Yine karanlık bir gecenin davetine icabet ediyorum. Bu bir seçim değil. Mecburum… Çok mecburum. Gündüzüm, hangi saat diliminde başlıyor, gece saatleri nereye saklanmış, ben kimim? Suçun saati olsa belki cevaplayabilirdim. Ama yok. Bayram, seyranı da yok. Yılbaşı ağacı, aile yemeği…

Vapurdaki Kız

Akrep on ile on bir arasına kapaklanmış, yelkovan ise buçuğu seçmiş. Son seferin bitmesine yaklaşık sekiz dakika var. Gözlerim şapkaya dolan paralara kayıp duruyor. Kapanış için özgür bırakıyorum çellomu. Son şarkı müesseseden… /Ele güne karşı yapayalnız, böyle de olmaz ki.…

Kördüğüm

Selin’in hava durumu: “Balkanlardan gelen yoğun yalnızlık sebebiyle yağmurlu” Sıradan bir çarşamba. Haftanın en sevmediğim günü. Çarşamba aynı biraz siyahtan çalmış, biraz beyazdan kapmış gri gibi. Tatile yakın değil, hafta başı hiç değil. Ortalıkta kalmış, tarafsız, kararsız… Tıpkı babam gibi.…

Geçmemiş

 Yağmurlu bir güne uyandım o sabah. Aylardan “kapıdan baktıran kazma kürek yaktıran” mart. Evden çıkmam diye düşündüm ve kahvaltıda yumurta pişirdim kendime. Her gün bir kuru ekmek, dört beş tane zeytin ve az biraz da ezineye talim olmak zor. Kendimi…

Mazide

Kim bu karşısında gecelerce seyreylediğim suret? Kim bu aynadaki kendimin büyük yabancısı? Beni dünyevi ıraklar ötesine atan, can çekiştiren bu gafil kim? Saçımdaki beyazlara saklanmış çehremin tüm aydınlık tarafı. İnci dişler her yıl saçılacakmış birer birer üstelik de acı acı.…

BİR KÜÇÜK NOT

Sponsorluk ve reklam için: info@rihtimdergi.com

YAZI GÖNDERME

Demlik bölümüne, belirlenen tema ile ilgili Öykü/Deneme/Şiir türlerindeki yazılarınızı 20 Kasım’a kadar gönderebilirsiniz.

38. Sayı için tema: “Zam-an”

Ekip sayfasından iletişim adreslerini öğrenebilirsiniz.

Detaylı bilgi için tıklayınız.