Babanız oralıydı. Siz de oralısınız. Memleketiniz, babanızın memleketidir. Hepinizin doğduğu yer orasıdır. Sonra sıra sıra, tek tek, başka başka yerlerde doğdunuz. Doğum tarihiniz çok eskidir ama çok yaşlı sayılmazsınız.
Babanız sabırsız bir adamdı. Hem sabırsızdı hem de aç gözlüydü. Siz de öylesiniz. Hem açgözlüydü hem de maceraperestti. Arkadaş canlısıydı. Siz de öylesiniz. Meraklıydı da üstelik. Belki en çok da meraklıydı. Siz de öylesiniz. Onun acelesi yoktu, sizin var. Nankör değildi. Siz nankörsünüz de. O yaptığı yanına kâr kalacak sanmıştı. Siz de öyle sanıyorsunuz.
Babanızı kulağından yakalayıverdiler. Ettiği yanına kalmadı. Kaderi değişti. Öz memleketinden sürüldü. Babanız hatasını anladı. Hatalıydı ama tövbe etmesini bildi. O pişman oldu. Bağışlanması için çok çileler çekti. Hatasını telafi etmesi yüzlerce yıl sürdü. Yurduna hasreti bağrını yaktı. Başka işler edindi kendine. Oradan oraya, şuradan buraya dolaştı. Uzamış sakalı, elinde asasıyla yeryüzünü dövdü durdu. Cansız ağaçların altında gölgelendi. Bülbülün, kanaryanın hüznünü işitti. Çiçeklerin kokusundan teselli bulmadı. Yemeden içmeden bir tat almadı. Derken bir bilgeye rastladı. Eski dostunu tanıyıverdi. Gezmediği yer, yüzünü sürmediği bir toprak parçası kalmayan meşhur alimdi bu. Onun yüzüne bakmadı. Bir daha dost olmadı ne çare!
Anneniz ne şefkatliydi sizin. Siz de öylesiniz. Babanız yalnız kalmasın diye doğdu. Büyük bir merhametin tezahürüdür o. Eline el gözüne göz değmemiştir annenizin. Öyle iyi öyle iffetlidir sizin anneniz. Yalnız bir kusuru varsa meyillidir işte. İlk ayartıcı ayarttı onu. Öyle güçlüydü ki anneniz, yalnız ayartmanın gücüne yenildi. O üç kafadar ayarttı birbirini. Annenizin kaderi yarenlikti. Babanıza doğdu, babanızla göç etti sonra. Nice uzun çileli yıllar devirdi anneniz. Ak saçları sırtını dövdü tam bilmem kaç asır onun da. Nice evlat doğurdu. Nicesini yitirdi.
Sizin kardeşleriniz ne masum ne güzel çocuklardı. Siz de öylesiniz. Kız kardeşleriniz erkek kardeşleriniz bu bahçelerde sizden önce koştular. Onlar da oralıdır fakat bilmezler ata yurdunu. Bu yalancı bahçelerin güllerini çok derdiler. Bülbülle, gülle oynaştılar. Nice ırmakların soğuk sularını içtiler. İçtiler de bir gün olsun kanmadılar. Bir gün olsun doymadılar aşa ekmeğe. Siz de öylesiniz. Kanmazlıkları giderek arttı kardeşlerinizin. Giderek daha çok susadılar. Artık ne su ne sel serinletmez oldu onları. Toprak kanı çağırdı, kan toprağa sıçradı. Toprakla kan çoktandır buluşur buralarda. Sizden çok önceleri sizin kardeşleriniz ne kan dökücüydüler ne gönül yıkıcıydılar. Siz de öylesiniz.
Sayı: 65