gece
karanlık bir bıçak gibi
kesiyordu gözlerimi
kan sızıyordu göğsüme
kucağım kızıl bir havuzdu
gördüklerimden…
dilim sussa da
konuşuyordu kalbim durmadan
her atışında haykırıyordu
bildiklerimden…
dört nala durmaksızın koşan
atlara benziyordu hislerim
uykusuz, yorgun, pes etmeyen
sandıklarımdan…
kulaklarım utanıyordu
ve dağlar
ovalar
ormanlar
evren utanıyordu
duyduklarımdan
artık anlaşılmıştı gerçekler
emindiler
heceler diziliyordu iplere
ölüme dair ne varsa
ve bekliyordu bedenleri
asılacaklardı b-oyunlarından