Uçurumun kenarında
Bacakları kırık serçeler
Zamanı kalmamış hastalar
Umutsuz sefiller yürüyor
Gecenin derin karanlığında
Güneşin bozuk rengi
Kopkoyu bulutların ardında
Ve uçurumun kenarında
Altın sanki plastik
Ve gümüş ucuz gözüküyor
Tuhaf soytarıların hissiz türküleriyle
Bir sis yükseliyor
Kâbusa dönüşen genç kızın rüyasında
Göz gözü görmüyor
Zihnin bulanık ışığı altında
Tohumların diplerinde mermiler
Durmadan kan akan bir nehri
Kana kana içiyor
Hiç su tatmamış çocuklar
Ateş damlayan dudaklarıyla
Uçurumun kenarından
Yuvarlanıp düşüveren serçeler ve hastalar
Gecenin derinliğine karışarak
Yeryüzünden kopardıkları son umutlarla
Çekip giderken
Sen ve ben
Ve birkaç iyi insan
Bir de ölü çocuklar yanımızda
İzliyoruz uçurumun kenarında
Saçlarımıza yağan yıldızların küllerini