-Buzdan bir elbiseydi zaman…
Kimine yalnızlık…
Banaysa isyandı-
Dünya terini siliyor kalemimin ucunda
Susamış rüyaların parmaksız elleriyle
Bir çocuk yüzünü yüzüme üfleyince
Üşümüş sevgiler…
Tırnaksız…
Kanıyordu ne çok…
Korsan düşler içindeyim imlasız kalbinde
Haksızlığın biriktiği kulaksız pazarlarca
Yalan çatlıyor avuçlarımda büyüyen alevden
Voltalara benzeyen…
Nikotinin…
Öksürmesinde…
Baykuşlar her cümle de idam edilince
Kırık harfler sürüyorum günlerin yarasına
Sabahlardan sızmayan kederler isimsiz kalıyor
Altı güne sıkıştırdığım…
Ölümün…
Dedikodusunda…
Annem’de kalmış aklımın çürüyen nefesi
Bir çocukken almıştım gibi kefenli yıllarını…
Vurdum-duymaz duvarlar acısını dinliyordu
Mahçup güllerin…
Soldurmuş…
Yanık…
Sus’luğunda…
Yüreğini neşterle bezeyen bir karanfildi o
ipince konmuştu tebessümüne donuk serçeler
Hayatın dilinde şiirle gülüyordu yalnızlığına
Hiç kimseye…
Söyleyemediği…
Ağıtların…
çıkmazında…
Vampirler gibi içiyorlardı umutlarımızın buğusunu
Mayınların felaketiyle güpegündüz
Lanetli bir gece seçiyordum bileklerime
Dokunsaydın…
Bütün…
Gölgeler…
Ağlayacaktı…
Kardan adamlar geçiyordu sanki gözlerimden
Hangi virgülü göğsümde bir çocuk gibi taşısam…
Attila İlhan’ı şiirlerim de, ne çok sakladım
Kaybolursam…
Kendimi…
Cinayet…
Edeceğim..!
Yazan: Ahmet Akın