Kafeste sıkışığım kanatlarım büzülmüş
İlaç bir esintiyle azalıyor yüküm
Sarmaşıklar arasında sarı lambalar var
Merkezimse beyaz…
Kafesteyken kafeste bilmez kendini kuş;
Aydınlığı onu beyaz tutar!
Kapanmış yollarım sıkıntım maddeci
Ödül diye metal almış çocuğum
Sarmaşıklar demirli aldatış
Demirler lambalara kanka
Aydınlığımsa beyaz
Yontulmamış evren misali…
Ruhum hudutsuz gezgin
Çayım bittiğinde hesap ettim;
Velakin yarım saat durabilirim
Kurallara basarak müzik dinleyen
Ayakları yaralı çocuklarız biz
Kafamızda yolculuk taşırız!
Bir kuş oluverdim çatık çehreli
Uysallaştı yabani dürtüler
Hüzün pulları yapıştı gözlerime
İçimde bir prens ağlar
Ağlarken dinler Waltz İki’yi
Dinlerken düşünür kötülüğü, iyiliği!
Önümden iki siyah misket geçer
Arkalarında bir çift kelepçe bakış
Misketler tahminen on iki
Kumaşlarının altında pembe toka
Kelepçeli gözler garaz etmiş,
Acıtıyor içimizdeki beyazı!
Kafenin demirlerine
Pamuk şekerler dizseydik!
Aydınlık durmayı durduran
Siyah kumaşlar kuşanmasaydık!
Çalsaydı her yerde beyazı
Prens ve prensesler olsaydık!
Özgürlüğe diyorum;
Ölmek değil!
Yaşamaya diyorum;
Sinmek değil!
Aydınlığa diyorum;
Beyazdan bahsediyorum!
Yazan: Kerem Yılmaz