Herkes birilerini alıp, çekti bir ıssıza; ben hala yollarını gözlüyorum. Ebeninkini görmek ile görememek arasında ince bir çizgideyim ama iki seçeneğin de sonu hayırlı değil gibi. Dünyanın en yalnız insanları ebelermiş, şimdi şimdi anlıyorum. Sen, onun bunun çocuklarının mutluluğunu düşün,…
Lastik Pabuçlar
Yusuf yüzlü İsmail’e… 1962 sonbaharında, bir gece vakti, küçük bir köy evinde tertemiz bir heyecan vardı. En büyükleriydi Muhammed. Babasının gururu köyünün medarı iftiharı, o gün yıllar sonra bile gülümsemeyle anımsanacak bir zafer kazanmıştı… Öğretmen çıkacaktı birkaç yıla, yeter ki azmetsindi.…
Yirmibirinciyüzyılda
renksiz bir gökkuşağından geçiyorum belimdedir bütün kara delikler seni sen yokken de seviyordum sadece hücrelerim bunun farkında değildiler anlatırken ağlamak önemli bir kavramdır rüzgar kadar önemlidir fiyortlar ve kıyıya dik uzayan dağlar delersek ulaşırmışız istediğimize veyahut yıkılır imiş tepemize her…
Onbir Lira seksen Kuruş
Ağlamamak için kendimi zor tutuyordum. Yaşlarımı meraklı gözlerden saklayıp evde akıtmaya karar verdim ve dudağımı ısırarak metroya bindim. Tıklım tıklımdı her zamanki gibi. İlk durakta inen yolcuların birinin yerine tünedim. Mutsuzca dışarıyı seyrediyordum. Beş durak boyunca yeraltında gidecektik. Pencereden bir…
Tekli Koltuk
Mobilyaların arasında babamın çalışma masasından sonraki en asil eşyaydı o. Üzerindeki siyah deri kaplaması, yerden yüksekliği, geniş sırtı ve kalın kol kısmı arkasından bakıldığında heybetine heybet katardı. Yanında duran zigon sehpanın ağabeyliğini de üstlenmiş gibi bir duruşu vardı tekli koltuğun.…
Suçlu Ampuller
Babamın küfretmesine hiç alışık değildim. O akşam eve gelince ilk defa küfretmişti. “Hangi hayvan oğlu hayvan şu binanın girişinde ki ampulü patlatıyor” dedi. Bizim apartmanın girişi içerideydi genelde zindan kadar karanlık olurdu, o yaşlarda akşam ekmeğe gitmek ile korku filmi…
Tek Ölmek Ayıp
Çiğ tutmuş ellere kahır yağmakta. Ağlamakta, kendini kaybetmiş Çok şaşalı bir kumar masasında, Soyulmuş başta aşağıya. İşlenen günahlar cabası Sağ çıkmasa iyi yarına. Derken bir bıçak gibi kesmiş gözler Yalvarsa ne hacet Neye yarar ki sözler. Sızlanır kitabını kaybetmiş katib…
Kırmızı Kadın ve Birkaç Bilindik Acı
Tırnak etlerimi koparmamak için oturduğum, öne ve arkaya doğru sallanan sandalye artık yok. Geçen cumartesi perdeleri asarken yolun başında bir hurdacı gördüm ve o paspal halime aldırış etmeden inip sandalyeyi alıp almayacağını sordum. “Çok bir şeyi yoksa alırız abla” cevabını…