-Vol.5-
Sahip olduğumuz hatta bizim kabul ettiğimiz her şey için yeri geldiğinde bir mücadele veya uğruna başka bir şeyleri feda etmemezi ister.
Bu tıpkı her duygunun sonucunda bir pişmanlık veya bir hüzne gebe kalma olasılığının var olması gibi bir şeydir. Bunun en büyük örneği bana göre Aleksandr Puşkin’dir. Uzun uğraşlar verip elde ettiği Natalya île evlendikten sonra George Charles d’Anthes adındaki bir Fransız’ın karısına kur yapması üzerine, kendisinin olan Natalya için ölümü göze alarak d’Anthes’i düelloya çağırır.
Evet ölüme çağrıdır bu, çünkü kayıtlarda d’Anthes’in çok iyi bir nişancı olduğu geçmektedir. Olan olur Puşkin karnından yaralanır, 2 gün can çekişir ve ölür.
Buradan bunu çıkarmalı; insan elinde olan şeyler için bile yeri geldiğinde ölmeyi veya bir şeylerini feda etmeyi göze almalı. Yoksa elde etmenin hiç bir anlamı ve önemi yoktur.
Bir bardak su ?
Tabii boğazdan geçerse çünkü bir şairin ölümü, özellikle de böyle bir ölümü çok acı bir şey diye geçer benim kitabımda.
-Vol.6-
-Vol.7-
Kişiliklerin en büyük cellatı iyi niyettir.
-Vol.8-
Habire çarpmaya devam ediyor kalp. Ve o kadar hızlı çarpıyor ki artık bütün organların o hıza yetişememesinden dolayı büyük bir girdap açılıyor arada, sonra sonra sonra…
-Vol.9-
Var olan en kötü en boktan zamanlarında insanın kendini koruyabilmesi, ağlamaması, dik durması, ve “tek başıma göğüs gererim” fikri hiç mantıklı bir eylem değildir.
Bunu yapan insanlar (şekil 1.a ben) daha sonra çok büyük problemlerle en basit şeyi bile kaldıramayacak düzeye geliyor.
Ağlayacağınız zaman ağlayın, güleceğiniz zaman gülün, birilerine ihtiyacınız olduğunda gidip o kişiyi bulun, yoksa kişiler, ağlamalar, gülmeler fayda etmemeye başlıyor.