İnsanlar çıldırmış olmalı diye geçiyor hep içimden
Böylesi büyük bir gürültüde nasıl sessiz kalınır
Gökyüzü alabildiğine aydınlıkken
Hangi zihin gözünü sadece karanlığa açabilir
Ve buldum sonunda düş bozumu bunun adı
Kırık dökük hayalleri birleştirmek yerine
Dağıtmak her bir yana
Dağıtmak bir sona ermeyi beklemeden
Dağıtmak hiçbir his hissetmeden
Dağıtmak ne acıyı da mutluluğu da hissetmeden.
Dün bi cenaze kalktı mesela bizim sokaktan
Yine ilk kurduğum cümleyi kurdum:
“İnsanlar çıldırmış olmalı”
Bana bu cümleyi kurduran
Beni ağlarken düşündüren gördüklerim idi
Bi koca tabut üzeri örtülü,
Bi koca tabut içi soğuk dışı sıcak
Bi koca tabut tüm yaşamı biten ama yaşayan
Ve ardında tabutun fotoğrafını çeken ölü insanlar.
İnsan bunları nasıl yaşardı?
Ölünün ardından ağlamayı öğütlemişti babaannem
Aslında özellikle tembih ettiği de bi’şey yoktu hani
Öyle gelmişti öyle alışmıştık
Dedem mesela;
Biri öldüğünde bize televizyon açtırmazdı
Biri öldüğünde evde çıt çıkmazdı
Mum yakardık da ışık yanıyor keyif yapıyorlar demesinler diye
Gülmezdik ölüye değil de yakınlarına saygısızlık yapmamak için.
Sonra babaannem de dedem de öldü
Güldüm mü? Evet.
Ama gerçekten gülmekle görünürde gülmenin ne olduğunu aradan zaman geçince anladım
Gözleri ağlamaktan şişen insan sadece gülermiş de
Mutlu olan insanın gözlerinin ta içi bile gülermiş.
Şimdilerde 32. yaşıma gireceğim için garip hissediyorum, epey koca geliyor
Ama çok uzak olmayan bi zaman diliminde 40’lı ve 50’li yaşlarımı bitirdim.
Dedem olsa çok güzel söverdi bilirim,
Dedem yoktu ben sövdüm.
Ama yine güldüm.
Gözlerimin içinden su damlaları düşerken
Bir beyaz camın içindekiler gülerken
Ben önce ağladım, sonra da güldüm.
Zaman yüce imiş, bugünler de biter dediler
İçimi açtım koca bi fermuar var gibi ve katıla katıla güldüm.

Cemile Tarhan
1988 yılında başlayan hikayenin oyuncusu, figüranı, yönetmeni, senaristi ve ışıkçısı.
Share This
Önceki Yazı
Aynalı Zindan
Next Article