Bizim köyde bir Neziha vardı;
Yaşamaz, yaşar gibi yapardı
Okumaz, davranırdı okumuşcasına.
Severdim, saygı duyardım Neziha’ya.
Görüşlerini benimserdim,
Köy topraklarında.
Elimde bir dört yapraklı yonca,
Giderdim yanına.
Değişir insan, değişir Neziha.
Zamanla şalvar yerine pantolon,
Kitap yerine para gelir bu topraklarda.
Neziha da gitti,
Yerine gelen kimdi?
Söylesene!
Kahvede sarı yediliyi yerden çalıp üstüne beleşten tavşan kanı çay içen emekli Ali,
Söylesene!
Sokakta her gün dilenen gün boyunca karşıdaki dönerciden bir yarım ekmek yiyebilen züğürt Ali,
Söylesene!
Pazarda kadınlara sözde mankenlerin de senden aldığı çamaşırları üç kuruştan satan Ali,
Söylesene!
Günde yirmi lira için her gün üç öğün fırça yiyen bakkaldaki çırak Ali,
Söylesene!
Dualarla cahil halkı uyutan seccadeyi yalnızca paraları içine sarıp saklamak için kullanan camideki hoca Ali…
Söylesene,
Söylesene be adam!
Kimdi Neziha’nın fikirlerini çalan
Kendi düşünceleri vardı Neziha’nın
Gerçekten sağlam temellere dayansaydı düşünceleri,
Okusaydı Neziha,
Başkalaşır mıydı fikirleri, başkalarının aklıyla?
Doğruyu bilirdi,
Doğrucuydu Neziha…
Yalanlar söyleyerek de olsa.
Cahildi halk, inanırdı
Cahildi yakınları,
Görüşlerini severdim oysa başlarda,
Söylediklerine inanırdım.
Bizim köyde bir Neziha vardı.
Şimdi evlenmiş, çoluğa çocuğa karışmış,
Altın bilezik, bir de düğün
İlk zamanlardaki gibi düşünmüyor artık.
Kocası bir haydutmuş,
Fikirleri kelepçeliymiş Neziha’nın kocasının ellerinde,
Yarınları düşlerinden uzak,
Yalan denizinde bir kayık bulmuş sadece.
Ha battı ha batacak.
Yarım yarım, yalan dolan bilse de her şeyi,
Kendi fikirleri olan bir kadındı Neziha
Değişmiş!
Özledik biz o bilircilik oynayan asıl Neziha’yı.
Bizim köyde bir Neziha vardı;
Yaşamaz, yaşar gibi yapardı
Okumaz, davranırdı okumuşcasına.
Yazan: Barış Kösem