Yarım kalmış umutlara ve Amerikan rüyasının acımasızlığına dair tanıdık bir tasvir, Bir Düş İçin Ağıt. Hevesler, çıkılan yollar, kurulan arkadaşlar, kalp kırıklıkları, kısacası insan olmaya dair ne varsa bir başarısızlık hikayesi içinde anlatılıyor bu eserde. İnsanın arzularına, korkularına, hedeflerine çıkan yollar ve buralarda karşılaşacağı engeller her daim olacaktır. Acaba yazar şu soru üzerinde düşünmemizi mi istiyor:
“İnsan olmanın bedelini, hayal kırıklıklarımızla mı ödüyoruz?”
Yıkımın ve sevginin Hubert Selby Jr. tarafından çarpıcı bir şekilde kaleme alınmış hâli Bir Düş İçin Ağıt. Brooklyn’e Son Çıkış ve İblis kitaplarından üslubuna aşina olduğumuz Selby’nin olayları akıcı bir şekilde anlatması okuyucuyu kendi atmosferine çekiyor ve böylece Selby kitabın odağına kendisini koyuyor.
Dört ana karaktere ev sahipliği yapan bu kitapta karakterlerden her biri kendi amaçları uğruna yaşamaktadır.
Sara Goldfarb, eski zayıf hâline dönüp bir televizyon şovuna çıkmayı delicesine istemektedir. Oğlu Harry ise uyuşturucunun derinliklerinde çoktan kaybolmuştur, Harry’nin aşkına tutulan Marion ve arkadaşları Tyrone’ı da bir nevi yanında sürüklemiştir. Bu üçlünün amacı, uyuşturucu sayesinde köşeyi dönmektir.
Hayallerini yaşamlarının merkezine koyan bu dört insan harekete geçer. Uzun yıllardır hayatının aşkı saydığı buzdolabı ile ilişkisini sonlandırmaya hazır olan Sara artık bu televizyon şovuna çıkacağından, kırmızı elbisesini giyip kırmızı saçları ile ekranda göz kamaştıracağından emindir. En büyük destekçisi olan komşuları artık Sara’nın televizyona çıkacağı günü iple çekmektedir. Günler birbiri ardına ilerlerken Sara televizyona çıkacağından bir an bile şüphe etmez.
Genç aşıklar Harry ve Marion hayallerinin peşinden giderken aşkı geride bıraktıklarını fark etmemişlerdir bile. Aşkları, hırslarının üzerinden gelebilecek midir? Hiçbir şeyin umdukları gibi gitmediğini nasıl görememişlerdir?
Bütün bunların yanında, pasif Tyrone karakterininin hikâye ilerledikçe geldiği nokta şok edicidir.
Kitabın nabzı her sayfada yükselirken, bomba finalde patlıyor. Yazarın kaleminden çıkan her sözcük, yapbozu tamamlayan en önemli parça gibi; ama yapbozun oluşturduğu resim finalde belli oluyor. Tanıdıkça anlayacağınız karakterlerin kaçınılmaz sonu ise kalbinizde bir boşluk bırakıyor.