-Vol.43– Başarı diye gözümüze sokulan ve “standardı bu” denilen iş ve hayat şartlarına hapsolduk baylar. Koca bir yanılsama içinde yaşayan varlıklar olarak hayatımıza devam ediyoruz. Herkes görünürde mutlu, herkes sadece riya ile yaşıyor. Bütün bu pislikleri ne yapacağız, nerede saklayacağız? Gitmesi…
Mor Gecenin Arzuhâli
suyun vurulduğu yerden doğar güneş olmadık zamanlarda büyüdük olmayan zamanlara hasretiz mucize bekler iken gerçek görülmüyor takat yok, takat yok, takat yok ne varsa tezgah üzerinde, tenimdedir çekilen şu mil, gözümdedir ah bu nedir? ölümün dehşet-efşan güzelliğinden sıyrılıp açıldığımız bu…
Derdest
yağmurun hikmetini anlar gibi. ben düşerken gözünden melaikeler tutmuyor mermi etkisiyle çakılıyorum yerlere kimselere denk gelmiyorum öldürmek için. ey vicdansızlar sokak lambaları yıldızlara denk düşer mi bastırınca karanlık ürker mi kediler beklemek binlerce yıllık deliliği geldiğinde tutup sıkar mı kalbimi…
Sessiz Saçmalıklar (XL – XLII)
-Vol.40– Aklın atına bindik son hızla koşuyoruz, eskiden yağmur yağsa şükreden, şimşek çaksa istiğfar eden insanlar vardı. Şimdi deniz ikiye yarılsa aha Amerika yaptı, dağdan deve çıksa “oo mutasyona uğramış”, ateşli taş atan kuş gelse “uzaylı lan bunlar” deriz. Çok fazla…
Kara Bahtlı Caretta Caretta’lar
Yıkık bir kale önünde, Eller bağlı gözler açık Teslim oluyorum, Teslim olan her şeye. Kopup gelir fırtınalar, Karabahtlı ben severim birini Olur Kralın en gözdesi. Yakamoza baksam Ay düşer. Ölüme baksam çeker gider, Fırtına kopar, herkes gider Fırtına da gider.…
Sessiz Saçmalıklar (XXXVI – XXXIX)
-Vol.36- İnsanı bir başkasının anlamaması kadar normal bir şey yoktur. Lakin, insan kendini anlayamazsa işte orada sıçmış demektir. Kelimelerle ifade edemeyip anlamlandıramadığım sıkıntılar var. Sürekli boş boş bakmak nedir bilir misiniz? Hayır tabii ki bilmezsiniz, çünkü bilseydiniz şimdi bir çoğunuz…
Böyle Biline
Son kelamım ata binmiş koşarken Derim deh! Ki değildir bu kanıtı Her şeyi bırakışımın Ağlatmaya gerek yok Anlatsam zaten kimse anlamayacaktı Birazdan geçeceğiz zamanı Hazırlayın uçamayan bütün kuşları. Körfezin ucundaki kaplumboğalara Bağlanmış halatlar geçiyor göz önünden. Dimethyltryptamine çare değil ölüme…
Girizgahta Tükenen Şiir
mümkinatı yok! bu gidiş, büyük bir batıştır. gemi kayıp, kaptanı yok ölüm girdabında son tur şimdi. son bir kez daha diyen bir çocuk gibi hür değildim. son bir kez daha sevseydim dört nala koşardı belki o zaman ağlardı gözlerim, o…
Sessiz Saçmalıklar (XXXI – XXXV)
-Vol.31- Kitaplara gösterdiğimiz özeni kitap ayraçlarına da göstermeliyiz. Çünkü onlar yetim ve öksüz piçlerden oluşan kimselerdir. -Vol.32- Bazı soğuklar insanın bedenine işlemez, bunun nedeni: o an içeride kocaman bir nükleer santral son sürat çalışmakta ve muazzam bir ısı enerjisi ortaya…
Yolu Kesen Nehirler
Ben diriyken göğü kazdı kuşlar Kemikler düştü tepeme. Koşarken düşüp sıyrıldı usum, Yadıma düştü bir seher vakti Gidip kustum, Her ne varsa umuda dair. Kavimler helak oldu benimle Not ettim görünenleri ellerime Kan damlıyor bak tufan peşimde. Denizler yükselirse uçacağız…