I. şimdi oturur sana bir şiir yazarım belki iki… güneş batar az sonra kuşlar havalanır doldururum akşamı bardağıma içerim seni düşünerek iştahım kesilir, başıma koca bir ağrı gelir kurulur çıkıp ışıklı caddeye, birkaç volta atarım dükkânlar terk edilir bir bir…
Bu Bir Veda Değil
Ablamı sonsuz yolculuğuna uğurladığımız o sabahtan tam otuz üç gün doğumu sonrası nihayet bana bıraktığı mektubu okuyacak gücü bulabilmiştim kendimde. Ritmini kaybetmişçesine atıyordu kalbim. Bu, nasıl desem, ayrılık acısının çok daha ötesinde bir şeydi. Yakın zamanda öleceğini hepimiz biliyorduk ve…
O Gece
bu gece yıldızlar da kırmızı, gözyaşımız gibi soğuk o kadar ince, kesiyor içimizde her ne varsa sesler duyuluyor derinlerden acılar içinde haykırıyorum ben de duyulmuyor sesim nefes almıyor gibiyim burası benim sokağım değil tanıdık yüzler geçiyor, telaşlı bedenlerin üzerinde tanımadığım…
Spring, Summer, Fall, Winter… and Spring
Kim Ki-duk… Bu isim size tanıdık geliyor mu? Arirang, Zaman, Boş Ev gibi filmlere imzasını atmış Güney Koreli bu yönetmen 2020 yılında Covid-19 nedeniyle hayatını kaybetti ne yazık ki… Ardından pek çok ölümsüz eser kaldı geriye. Kim Ki-duk’un yönetmenliğini yaptığı…
Renkli Gülücük
Gökyüzü en tatlı maviliği ile gülümsüyordu insanlara. Fakat kimse başını kaldırıp bu güzelliğe bakmıyordu. Kendi işlerine o kadar dalmışlardı ki ne ışıldayan güneş ne de pamuk pamuk bulutlar umurlarındaydı insanların. Üzülmüştü gökyüzü. Ay’ı ve yıldızları ile de dikkatini çekemeyince sinirlenip…
Eski Bir Şehir
nereye gitsem peşimde bu kent ah şu gördüğüm her yeri şehrime benzetmelerim bak “şehrim” diyorum, nasıl da benim oluvermiş böyle apansız belki de usul usul sevmişim, alışkanlığım olmuş taşı, toprağı, kalabalıkları ve havası, suyu, yalnızlıkları… dilim susuvermiş, ruhum konuşkan; durup…
Şehir, Kitap ve Kırmızı Kuş
Özgü, kedili kitapçıdan çıkalı henüz birkaç dakika olmuştu. Dayanamayıp bir sürü kitap almıştı yine. “Okunacak olanlardan bir sehpa daha yapma vakti.” diye düşündü. Hatta bunu sesli söyleyecekti neredeyse ama kendisini tuttu. Akşam yemeğinden sonra sokağa bakan pencerenin önünde bitki çayını…
Yer Ölüm Gök Hayat
Hayat ve ölüm arasındaki ince çizgideyim. Bir sınır, dip, yol sonu, girdap, bir uç ya da dehliz… Etrafımı saran öfkeli kalabalığın nidaları arşa yükselirken kalbime çarpıyor. Zemin, ayaklarımın arasından kayıp gidiyor sanki. Sanki, amansız bir fırtınadayım, sonsuza dek pervane gibi…