I.
Düştüğüm zaman âlemden âleme
Açamamıştım gözlerimi daha,
İlk soruyu sorduğum an kendi kendime
Yoktu sokaklarda aradığım levha.
Kaybolmuştum…
Gitmek istiyordum, kalmayacağımı bildiğim her yere
Sonra oradan da başka başka yerlere
Ve sözlerimi söylememiştim daha
İmha edilmeyi bekleyen kitaptan elimde bir nüsha.
Arıyordum…
Alışkın da değildim hiç karaborsaya
Hem kim satacaktı ki bende olmayan beni bana,
İcra yürütülüyordu hakkımda ve peşimdeydi zaptiye
Doğduğumdan beri ödememiştim nafakamı öteki bene.
Aranıyordum…
Masum bir seri katil miydim neydim
Karıncayı ezmekten bile korkan
Bilemedim…
Ki melek yüzlü çocuklar vardı
Ekmek gibi kucaklayıp omuzlarımda gezdirdiğim.
Ve her şeye rağmen
Başımın üstünde taşımaya çalışırken hayatı
Kuş tüyü kadar hafif âdemoğlunun
Zıpkın gibi sırtıma saplanma çabasını görünce
Aşk olsun diyecektim de
Fırsat vermediler işte…
Sonra Rose vardı bir de
Kurşun gibi iniyordu yüzü göğsüme
İndikçe gelincikler gibi açılıyordu yaram
Seni çok seviyorum diyecektim de
Diyemedim işte…
II.
Babam vardı benim babam
Gökten eteklerine buğday serpilmiş
Koca yürekli dağdan adam.
Anam vardı benim anam
Acıyı, kederi, aşkı, sevgiyi
Ve yaşanmışlık üzerine ne varsa
Gözlerinin koyusunda saklayan.
Çok güzelsiniz,
Keşke ölmeseniz diyecektim de
Rabbim kızar da erken yanına alır diye korktum
Diyemedim işte…
Geçiyordum, ölüler ve yaşayanlar arasından
Geçiyordum, güneşle ayın arasından
Bazen kalbim,
Üstüne kızgın bir yağ dökülmüş de
Kavrulmuş gibi acıyordu.
Ah diyordum ah;
Yine vurdular bir kuşu gökyüzünde süzülürken
Ya da bir ceylanı dere kenarında su içerken
Yahut bir bebeği kürtaj ettiler hiç suçu yokken.
Susuyordum…
Sustukça susuyordum
Susadıkça kan ağlıyordum
Ağladıkça kan içiyordum.
Ve ey dünya
Ben hep baharat kokuyordum.
Yazan: Ahmet Keser
Yüreğinize sağlık…
Çok güzel gerçekten beğenmemek elde değil okurken kendimi buldum adeta
Çok güzel içten bir şiir yazan kardeşimin yüreğine sağlık