Bir adam bir kadının peşinde
Kadın takip edildiğinin farkında bile değil
Kadın aslında hiçbir şeyin farkında değil
Ne yürüdüğü bu bakir yolun
Ne duyduğu bu kutsal sesin
Ne de gördüğü bu hüzünlü insancıkların
Bu anlamı olmayan umursamazlığın altında yatan ne peki?
Neden kendini bulunduğu bu gerçeklikten eski kör bir bıçakla yararcasına soyutluyor?
Neden bu kadarcasına güzel
Sana bu güzelliği veren kim ey kadın!
Kadın cevaplamıyor tüm bu soruları ve o kibir dolu yürüyüşüne devam ediyor
Kadının tam ardında ise garip bir adam
Heyecanlı ve tutkulu bir adam
Gözleri korkor bakıyor
Biraz da genç bir adam
Bacakları titreye titreye yürüyor yeni doğmuş bir tay misali
Bunlar sadece görünüş peki ya gerçek?
Göğsünün tam ortasında yer alan kalbinin her köşesi ne kadarda kararmış
Aklının her kıvrımı gitgide tozlanmış
Gözlerinin bütün renkleri güneşe dayanamayan bir kış çiçeği gibi solmuş
Yaşamın tüm yaşanabilirliği uçup gitmiş gözlerinden
Kor olan bir kömürün hafif cılız rengi kalmış sadece
Saçının her teli kader adı verilen aşağılık düşmanla savaşıp, mağlup olmuş
Başlı başına bir yıkım tablosu bu gördüğüm hem de her hücresi enkaz altında kalmış
Yüzünün vücudunun gençliği ruhuna da yansısaydı keşke genç adam
Üstüne üstelik bu güzeller güzeli yaşamı her hücresinde yaşamış kadına tutulmuşsun
Eh be genç adam ne diye düştün bu kadının peşine, bu kadın elinde kalan azıcık da olsa o bütün yaşam umutlarını alır!
Seni acılarından arındırır belki güzelliğiyle
Ama sen ortada kalacak mısın acaba?
Acıları unutan sen
Geçmişini unutan sen
Güzellikle bütünleşmiş olan sen
Acaba gerçekten sen olacak mısın?
Yol yakınken dön artık geri hiç girme bu yola!
İşin tuhaf yanı adam da duymuyor artık beni
Ama bazen karakter seçer kaderini ve sen hiçbir şey yapmazsın
Mahvolacak bu genç adam
Tutkusu, heyecanı, toyluğu bitirecek kendisini
Üzülüyorum bu adama
Böyle bir acıyı daha kaldırabileceğini sanmıyorum
…
Adam kadını daha önceden hiç görmemiş
Ne sesini duymuş ne nefesini
Kim olduğuna dair en ufak bir bilgisi yok
Aşık mı olmuştu yoksa
Hep bir güzelliğe aşık olmak isterdi
Hep bir kadından bahsederdi
Ruhunun güzelliğiyle yüzünün güzelliğinin bir bütün olduğu
Gözlerindeki yaşamı kalbinde de görebileceği kadın
Bu kadın mıydı yoksa?
Adamın kendisini tuhaf hissettiği bir canlanan bir solan bakışlarından belli
Kalbinin atışları ta buradan duyuluyor
Yüzünün rengi beyazdan kırmıya yavaş yavaş geçiyor
Düşünemiyor bu genç adam konrolünü kaybetmiş artık
Adamdaki onca değişime rağmen
Kadın mağrur yürüyüşüne devam ediyor aklında hiçbir şey olmadan
Hiçliğin tutkulu esaretine bırakmış kendisini
….
Kadın ve adamdan başka biri daha var
Hepimizin çok yakından tanıdığı biri
Doğa da burada dostlarım
Kadın doğayla iş birliği içerisinde
Doğa da kadın kadar güzel
Kadın da doğa kadar güzel
Birbirlerini tamamlayan güzellikler bunlar
Muhteşem bir patikada
Bir sonbahar sabahı
Yaprakların kızıllığı
Kadının saçlarında bir anlama kavuşuyor
Kadının yemyeşil gözleri
Yerde bulunan zümrütlere göz kırpıyor
Kadının teni gölün suyu kadar temiz ve durgun
Kadın doğayı da aşık etmiş kendine
Kadın patikada yürüyor
Kadın doğayla kol kola yürüyor
Arkalarında o tuhaf genç adam
Doğa bu güzellikten yoksun bıraktırılmış adamdan nefret ediyor
Doğa güzelliklere aşık tıpkı adam gibi
Doğa kadının kulaklarına fısıldıyor:
“Güzelliğimi var eden kadın
Arkamızda yürüyen bu gölge
Siyah ucuz bir karartı sadece
Başka hiçbir şey değil
Bu tuhaf karartının yok oluşu aydınlıktır
Ve aydınlık sadece güzellere sunulmuş bir armağandır”
Doğa ne kadar destansı konuşsa da kadın umarsamıyor
Bir yağmur başlıyor aniden
Yağmur kadının göğsünden kalbine sızıyor ve sesleniyor:
“Güzelliğimiz ve mutluluğumuz sonsuzlukla kucaklaşacak”
Aynı yağmur adamın da kalbine sızıyor
Onu zamanla tüketen, tozlanmış, kabuk bağlamış tüm acılarını tekrar yaşatıyor adama
Hem de aynı anda yaşatıyor acılarını
Kaybetmeye mahkum oluşunu
Hiçbir zaman gerçek anlamda mutlu olmayışını
Kimsesiz bir hayat sürdüğünü
Kendini bir türlü bulamayışını
Bu hayattan istediği hiçbir şeyi koparamayışını
Gerçekler karşısındaki aciz küçüklüğünü
Çirkinliğini
Sevdiklerini teker teker nasıl kaybettiğini…
Tüm bunları her hücresinde her nefesinde sarsılarak derinden hissediyor
Doğa kesiyor adamın nefesini duraklıyor adam göğsünde inanılmaz bir keder
Dizlerinin üstüne çöküyor adam
Aklı kaldıramıyor tüm bu gerçekleri
Aklı ya deliliği ya ölümü istiyor
Kalbi bu acılardan sonra derin bir sessizliğe gömülüyor
Bir çıkış yolu arıyor
Adam düşüncelere dalıyor
“Ah ne olurdu bu güzelikle bütünleşmiş patikada
Şu önümde yürüyen kadınla el ele yürüseydim
Dayanabilir miydim buna
Nasıl dayanabilirim böyle bir güzelliğe
Baksanıza doğa bile yanında soluyor
Doğa solarken ben yanıp tükenirim kül olurum heralde
Olsun ama değer
Değer bu yolda beraber yürümeye
O yüzden dayanmalıyım devam etmeliyim
Kadının gözlerine bakıp seni seviyorum demeliyim
Sonrasında n’olacaksa olsun”
Kadının hayali ve biraz ötede oluşu uzansa o ipeğimsi saçlara ulaşabileceği gerçeği adamı diri tutuyor
Yaşama bağlıyor
Kalbine sızan yağmur taneleri simsiyah bir şekilde tek tek gözlerinden yerde bulunan yapraklara düşüyor
Yapraklar çürüyor saniyeler içerisinde
Adamın verdiği savaştan bihaber olan kadın usulca yürümekte
Doğa adama yaşattığı acıların haklı sevincini yaşarken
Adam derin bir nefes alarak ayaklanıyor
Adam kendini bir hayli yoran ve tüketen bu durumdan kurtulup kadını izlemeye devam ediyor
Doğa sinir krizi içerinde iyice hiddetleniyor
Doğa da kadına hayran, adam da
Kıyasıya bir savaş başlayacak artık
İşte bir rüzgar esiyor ağaçları topraktan sökercesine
Rüzgar kadının saçları arasında dans edercesine hafifçe dolaşıyor
Adamın üstündeki tüm kıyafetleri parçalanıyor
Dişlerinin soğuktan çıkardığı sesler içler acısı
Ses doğayı keyiflendiriyor
Sert rüzgar adamın vücudunu kamçılıyor adeta
Yürümesi git gide zorlaşıyor
İyice ıslanan toprak balçığa dönüşüyor
Tüm bunlar sadece adam için geçerli kadının yolu pürüzsüz ve alabildiğine yeşil
Doğa ne kadar da acımasız,
Doğa ne kadar da iki yüzlü
Adam ne kadar da çaresiz
Adamın yapacak birşeyi yok doğayla savaşamaz
Ama kadının da peşini bırakamaz
Adam çocukluğuna dalıyor bir anlığına
Tüm acımasız kötü anılarının arasından kendini ayakta tutabilecek mutlu anlarını hatırlamaya çalışıyor:
-Kendini yetimhanede buluyordu birden
Henüz 5 yaşında 4yıldır bu yetimhanede yaşıyordu
Ne kadar da mutluluğa sevgiye aç bir çocuktu
Tıpkı diğerleri gibi
Soğuk bir kış günü yetimhaneye gelen bir aileyi hatırlıyordu
Ellerinde hediyeyelerle ziyarete gelmişlerdi
Diğer çocuklar ne kadar mutlu olmuşlardı bu hediyelere
Oyuncaklara, küçücük papuçlara, rengarenk kitaplara ve kırmızı balonlara
Kahramanımız ise bir köşede oturuyordu sessizce
Ailenin babası gördü bizim ufaklığı hemen yanına koştu elinde bir hediye paketiyle
İçinden kırmızı bir araba çıktı
Kahramanımızın o çocuk suratında ne bir gülümseme ne bir heyecan vardı
Bu yaşta tüm hissiyatını kaybetmesi ne kadar da acıydı.
Baba sordu:
“N’oldu sevmedin mi bu arabayı ne istiyosun söyle haftaya onu getireyim”
Başını kaldırıp cevap verdi iyilik kokan bu adama
“Annemi istiyorum, onu bu mavi kurdeleli hediye paketinin içine koyup bana hediye eder misin?”
Baba çok şaşırmıştı
Cevap veremedi bu soru karşısında yutkunmakla yetindi sadece
Kahramanımızın başını okşayarak yetimhaneden ayrıldı.
Haftaya geldiğinde ise elinde mavi kurdeleli bir hediye paketi vardı
Kahramanımız camdan görmüştü adamı
Sevinç çığlıkları ata ata tüm yetimhaneyi ayağa kaldırırcasına aşağıya koştu nefes nefese
Ahh minik çocuk hayatında ilkti bu yaşadığı
Uzun bir koşuştan sonra atladı adamın üstüne sarıldıkça sarıldı
İlk defa birine böyle sarılıyordu
Hemen mavi kurdaleyi açıp annesini görmek istiyordu
Neye benzediğini çok merak ediyordu acaba o da tıpkı diğer kadınlar gibi mi diye düşünüyordu
Açtı hediye paketini bir fotoğraf çıktı içinden siyah beyaz bir fotoğraf
Adam “Anneni getiremem belki ama bak bu kadın senin annen, bak gözlerin ne kadar da ona benziyor”
Adam uzun uğraşlar sonunda bulmuştu o fotoğrafı bulmadan içinin rahat edemeyeceği biliyordu
Fotoğrafı bulurken bazı gerçekleri de öğrenmişti
Annesini babasının öldürdüğü gerçeği
Ama bu konuyu açıp kahramanı üzmek istemem zaten hayli zor durumda şuan
O eski fotoğraf tüm çocukluğunu idare etmişti
Her zaman baş ucunda bulunuyordu yetimhanede
Bazı geceler o fotoğrafla konuşuyordu
Öpüyordu onu oyuncakları öpmek yerine
Her zaman yanında bulunduruyordu
Her zaman-
…
Adam birden cebinden annesinin fotoğrafını çıkardı
Tekrar öpüyor onu
Şimdi kendini daha güçlü hissediyor
Bir yandan rüzgar bir yandan yağmur bir yandan çamur
Ama fayda etmedi adamı durdurmaya
Doğa her hamle yaptığında adam daha güçlü bir şekilde kalkıyor ayağa
Doğa çok şaşkın böylesini hiç beklemiyordu
Bu adam diğerlerinden çok farklıydı
Başkaları da takip etmişti kadını daha önceden defalarca
Ama hepsi neredeyse başlamadan geri dönmüştü
Doğa adama yenildiğini kabul etmeye başladı artık
Ağır bir yenilgi aldığının farkına varan doğa
“En iyisi adamı yok etmek ve kadınla olan yolculuğuma devam etmek” diye düşünse de
Vazgeçiyor bu düşüncesinden
Onurlu ve asil olduğuna inanıyor ve bu maceranın sonunu merak ediyor
Bu kendisini mağlup eden adama merhamet ediyor yardım etmek istiyor
Doğayı anlamak ne kadar da zor ne kadar da değişken
Adama bu patikayı cehenneme çeviren doğa burayı cennete dönüştürmek istiyor
Bunu kendisine vazife biçiyor adeta
Bu sonbahar akşamında hava birden ılıklaşmaya başlıyor
Ay daha da belirginleşip parıldıyor gökyüzünde
Tüm bulutlar birden yok oluyor gökyüzünden
Kaçıyorlar adeta yerini hep aynı tonda olan lacivertin sonsuzluğuna bırakıyor
Yıldızlar yakınlaşıyor yeryüzüne hep bir hizaya geçip gökyüzünü daha da bir renklendiriyor
Ay ışığı gölün tertemiz durgun yüzüyle adeta yakınlaşıyor, koklaşıp öpüşmeye başlıyor
Ağaç yaprakları hep bir ağızdan romantik bir şarkıyı fısıldıyor
Rüzgar insanın içini ferahlatır şekilde ılık ılık esiyor
Toprak yarılıyor ve tüm o çirkin büyük taşlar yerin içinde kayboluyor
En güzel parfümünü sıkıyor doğa, patika yağmur sonrası muhteşem toprak kokuyor
Ağaçların dibindeki çiçekler yüzünü patikaya dönüyor bu iki insanı selamlamak için başlarını usulca öne eğiyorlar
Doğa muhteşem bir huşu içinde verdiği sözü tutuyor
Adam doğadaki değişimin farkında yüzünde mahcup bir gülümseme beliriyor
Kendisine selam veren çiçekleri bir bir özür dileyip okşayarak topluyor
Çiçekler bu durumdan oldukça memnun,sesini çıkartmıyorlar
Kadında ise akıl almaz bir sessizlik,hareketsizlik
Bu patika cehenneme döndü
Bu patika cennete döndü
Kadında en ufak bir ifade,en ufak bir hissiyat yok kadını anlamak zor
Kadın umarsızca yürüyüşüne devam ediyor
Adam mesafeyi kapatmış neredeyse
Aralarında dört beş adım var sadece
Adamda tatlı bir telaş, ellerinde çiçekler
Biraz tedirgin ama kadını durdurmaya, konuşmaya korkuyor
Eh be adam topla artık cesaretini de konuş artık şu kadınla
Bu defa duydu herhalde sesimi
Ciğerlerini parçalarcasına havayla doldurdu ve hızlanarak bir anda kadının karşısına geçip dikildi
Doğa suskun merakla bekliyor neler olacağını
Hayret kadının suratında bir ifade belirdi aniden
Şaşkınlık
Kimdi bu tuhaf adam ve ne istiyordu bakışı beliriverdi o güzel yüzünde
Adam kadının gözlerine bakamadı henüz
Belki utanıyor belki korkuyor
Kadının suratına bakmadan çiçekleri uzatıyor
Kadın çiçekleri yavaşça alıp kokluyor
Çiçeklerdeki tüm aykırı renkler aniden tek renge dönüşüyor
Kül rengine
Kadın çiçekleri yere atıyor
Adam çiçekleri görünce şaşırıyor
“N’oldu bu güzelim çiçeklere
N’oldu bu güzelim papatyaya güle menekşeye ve gelinciğe”
diyerek hayıflanıyor
Adam tam kadına kusura bakmayın çiçeklerim için derken ağzı açık donup kalıyor
Adam kadının güzelliğine hayran kalıyor herhalde
Bazen çam yeşiline bazen silik bir maviye dönen gözlerine bakıyor
O kızılımsı saçlarına bakıyor adam, saçları sonbaharı ne kadar da güzel anlatıyor
Yanlara doğru genişleyen üstten alttan hafif bir biçimde bastırılmış dudaklarına bakıyor
Öpmek ve öpülmek için değil de asla dokunulmayacak inanılmaz bir heykelin dudakları sanki
Adamdaki hayranlığa benzer donuk ifade devam ediyor hala
Süt beyaz tenine bakıyor adam, bir kar tanesi soluklaşır çamurlaşır yanında
Yüzündeki çiller ise ay ışığında güzelliğine sonradan eklenmiş kıpkırmızı yakut taneleri sanki
Baştan aşağıya güzellik kelimesinin tam karşıtı kadın
Hatta daha fazlası
Ulaşılamaz kutsal bir güzellik bu kendiliğinden var olan
…
Durun bir dakika
Adam birden sendeliyor
Bu güzellik karşısında aklını yitirdi heralde bu budala adam
Kadını takip ederken ki mutlu, heyecanlı, arzulu bakışları yok artık
Boş bakıyor ya da bir boşluğa bakıyor sanki
O sürekli yanan kalbi bir anda buz kesiliyor
Üşümeye başlıyor
Bakışlarında acı çekiyormuş gibi bir ifade
Noldu bu adama şimdi, her şey yolundayken
Her şey bu kadar mükemmelken bu yaşadığı tuhaf durum neydi şimdi
-Hey sen aptal adam noldu sana?
-Aklını mı kaçırdın?
-Cevap ver be adam!
-Ahh seni budala!
-Delirtiyorsun beni
…
Bu nasıl son böyle?
Kadına ulaşmak için o kadar acı çeken adam, sen!
Neden kadınla tek kelime konuşamadan çekip gittin
Adamın başı aşağıda tek kelime etmiyordu
Her şeyini kaybetmiş de ölmüş gibiydi sanki
En ufak bir ifade yakalasam suratında anlayacağım da
Hiçbir ifade yok
İzin de vermiyor kalbine girip öğrenmeme
Kapalı bir kutuya dönüştü adam ve hızlı adımlarla patikanın çıkışına yöneldi
Kadının suratında ise alaylı bir tebessüm
Kadına sesleniyorum:
-Kadın noldu?
-Ne gördü adam sende?
-Neden senden kaçarcasına koşup gitti?
Kadın zaten hiç konuşmadı ki benle
Hala konuşmuyor
En iyisi kadının kalbine düşüncelerine girmek…