Pirivisliy on Pıseydın advençır
“Gidip yemyeşil ağaçlardan birinin altına uzandım…
Tu bi kontinyıd.”
Ağacın dibinde uykuya dalmış nefis bir uyku çekerken birden birilerinin yaklaştığını hissedince doğruldum. Karşımda taş gibi bir hatun gözlerini bana dikmiş duruyor. “Sen kimsin bre zındık” demeye kalmadan “ezan okundu kalk iftar yap” dedi. Tam yemeğe oturdum ki; ak sakallı cüce dede sahneye giriş yaptı. “Dayı senin adın ne” diye sordum, “Yoda” diye cevap verince; “bundan sonra senin adın Yo’dayı olsun” dedim. Şakalar espriler derken, “başımızdaki bela” diye lafa girince tepem attı, “dur dayı yemek yiyelim sonra hallederiz” diye kükredim. Üzüldü garibim, çekti gitti. Taş gibi hatun ile yemeğe başladık. Ayranımdan tam bir yudum alacaktım ki, “o ne” diye sordu. Bir yudum tattırınca kız düştü, bayıldı: bünyesi kaldıramadı, farklı gezegenlerden varlıklar içemiyormuş. Kızı ayıltmaya çalışırken birden gözlerini, açtı göz göze geldik ve yanlışlıkla seviştik.
Yo’dayı gelince gizliden köşeye çekip “dayıcım bu kız kimlerden” diye sormaya kalmadan “O bizim imparatoriçemiz” diye cevap verince, ben içime doğru sıçmaya başladım.
Yo’dayı halime bakıp “üzülme kız zaten seninle evlenir, sen bizi bu beladan kurtar yeter” dedi. “İyi o vakit anlat hele şu meseleyi ” dedim. Bu Darth Vader puştu küçükken babasız büyümüş, bali filan çekiyormuş. Sonra büyüdükçe, önce ateist olmuş sonra da kedi filan kesmeye başlamış… Gel zaman git zaman oraya buraya saldırıp, milletin karısına kızına sarkar olmuş. Bir gün mahallenin gençleri toplanıp bunu iyice dövüp ağzını – burnunu, kolunu – ayağını kırmışlar, kangren olmuş garibim. Ondan sonra Palpatin denen herif intikam için kullanmış. Aslında iyi çocukmuş ama çevresi kötüymüş, bu seferde işleri büyütüp gezegenlere saldırmaya başlamış. “Verin gemiyi gidip konuşayım şu soba borulu herifle” dedim.
Gemiye gittik “abi hoşgeldin” dedi, “sus lan deyyus çıkar önce şu yüzündekini” dedim. “Olmaz abi, beni dövdüler, kimse de almadı pezevenklerin ellinden, yüzümün coğrafyası değişti” dedi. “Bundan sonra sağa sola saldırmak milletin karısına kızına sarkmak yok artık ” dedim, birden değişti. Şizofreni teşhisini tam koyacaktım ki; adamları üstüme çullandı, yanımda getirdiğim 50 cc’lik suyu kontrol ederek alayını indirdim. Esirleri kurtarıp kendi gemime attıktan sonra Darth koşa koşa üstüme doğru gelip ışın kılıcını savurmaya , artistlikler yapmaya başladı. Yabayla kılıcı alıp bıçağı kasığına dayadım: “lan oğlum adam ol, bunu bi saplarım acısını anan bile hisseder” deyince ağlamaya başladı; düştü, bayıldı. Ben de “fırsat bu fırsat” deyip kulağına ezan okudum, maksat imana gelsin. Uyandı, bir efendilik yerleşti hamuruna, ”bundan böyle gezegenini adil yönetip cumaları kaçırmayacaksın” dedim. “Gidip ameliyat ol, tıp gelişti, tipine tip katsınlar, bırak bu eski odun sobası gibi gezmeyi” dedim, “eyvallah abi” dedi ve koşarak uzaklaştı.
Daha sonra gezegene indim, Yo’dayı sarıldı, kucakladı. İmparatoriçeyle nikah kıydılar ama “benim gitmem gerek” dedim, bana güzelinden bir gemi verdiler. Yo’dayı kulağıma “yılda 1-2 kere uğra, kıza yazık, hasretinden ölmesin” dedi.
“Tamam Yo’dayı” deyip At kafalı bilim arkadaşlarımın yanına doğru yola koyuldum, sonuçta söz vermiştik ve biz tanrılar sözümüzde dururduk.
Tu bi kontinyıd…