Nereden geliyor bu his? Ve ben neden bulamıyorum onu? Dönüp duruyorum etrafında. Tam oracığımda hissediyorum. Tüylerimin ürperişinden anlıyorum. Yanı başımda… Ya da içimde mi demeli…
Tekrar tekrar canlandırdığım senaryolardan tanıyorum tanımlayamadığım bu hissi. Elimi atsam avucuma alabileceğim kadar yakın, izlerini takip etsem kayboluverecekmişim kadar uzak. İlk günden beri benimle, ama bazen o kadar hissetmeye mecalim yok ki, değil gibi de. Yine de benimle.
Çok da uzaklarda aramamalı bu hissi. En nihayetinde her şey benim zihnimde. Hem ellerimde tutsam ne olacak ki? Yakından baksam şöyle. “Heh, işte buymuş!” desem. Hem belki avuçlarımda ezilip gitsin istemem. Belki de sadece tutarım onu öyle. Her seferinde daha iyi anlarım. Anladıkça sakinler hiç durulmayacağını sandıklarım, çözülmeyecek varsaydıklarım, umutsuzca bakakaldıklarım. Hem neden umutsuz olayım? O hissi ben yarattım.
Sayı: 62
