Başında mavi beresi,
boynunda gri atkısıyla bana gülümseyen,
siyah saçlı, zeytin gözlü Can Bebeğim…
Daha geçen gece,
‘gök gürlüyor’ diye korkudan,
birbirimize sıkıca sarılıp uyumadık mı seninle?
Sonra, salondaki yeşil koltuğa oturup
hüngür hüngür ağlayışım;
“Yıkanınca ellerim buruş buruş oldu,
artık hep böyle kalacaklar” diye dertlenip.
Bağırarak anacığıma koşuşum;
“Gökteki beyaz bulutlar hareket ediyorlar anne!”
Çocukluğum…
Banyodaki çinko leğendi benim dünyam.
İçerisine doldurduğum su ise okyanuslar;
bir yakası pasifik, diğeri atlantik.
Tahta takunyalardı kalyonlarım.
Üzerlerinde dizi dizi kurşun askerler;
yeni yeni dünyaları fethederler.
Onlar, yenilgi nedir bilmezdiler.
Çocukluk hayallerim…
Daha dün buradaydı,
şimdi nerede Can Bebeğim?
Çinko leğendeki güzel dünyam,
okyanuslar, kalyonlarım ve kurşun askerlerim?
Çocukluğum, çocukluk hayallerim?
Bak işte yine!
Gökteki beyaz bulutlar hareket ediyorlar anne!
Sen neredesin?..