Neden yaşıyorsun?
Bu sorun’un çok çeşitli cevapları vardır. Örneğin “Hayallerimi gerçekleştirmek için.” cümlesi bu soruya verilmiş en iddialı cevaplardan birisi olabilir. Bu cevabı veren arkadaşıma hayatta başarılar diliyorum. Bir başkası “Eninde sonunda öleceğiz işte sonuç olarak ölmek için yaşıyorum.” diyebilir. Bu realist arkadaşıma “Niçin işi yokuşa sürüyorsun? Şu apartmanın çatısı bu iş için gayet müsait.” dediğimde eminim ki gidip kendini oradan aşağı atmayacaktır. Çünkü bu dünyada elde etmek istediği bir şey/ler var.
İşte bu ve diğer bütün cevapların temeline baktığımızda, hepsinde insanların içindeki mutlu olma amacını görürüz. İnsanlar mutlu olmak için yaşarlar.
Amaç mı demeli yoksa ihtiyaç mı?
Bu soruya vereceğiniz cevap “iyimser insan” ve “kötümser insan” başlıklarından birisinin altına isminizi yazdıracaktır. İyimser insanlar şiddetli bir mutlu olma ihtiyacı hissederler ki bu yüzden her olaydan bir mutluluk sebebi çıkarmayı başarırlar. Onları tebrik etmek istiyorum, büyük bir yeteneğe sahipler. Kötümser insanlar ise genellikle mutlu olma ihtiyacı duymazlar. “Sürekli mutsuz gezerler.” demiyorum. Bunu ihtiyaç olarak benimse-ye-mezler.
Mutluluğu sigaraya benzetirsek, iyimser insanlar bu zıkkımın tiryakisidir ve içmeden duramazlar; kötümser insanlar ise yanında hiç paket taşımayıp etrafındakilerden otlanan yancı insanlar olabilir, hazır bulursa içer, bulamazsa zahmet edip satın almaz.
Not: Evet mutluluk satın alınabilir.
Peki iyimser insanlar mı daha çok mutsuz olur yoksa kötümser insanlar mı?
Bu soruya net bir yanıt vermem çok zor. Zaten birden fazla bilinmeyenli soruları çözmekte oldum olası zorlanmışımdır. Ancak günlük hayatta insanların hal ve hareketlerinden şöyle bir çıkarım yapabiliyorum ki, bu beni iyimser insanların kötümser insanlara göre daha çok mutsuz olduğu cevabına götürüyor: Kötümser insanlar mutsuz olduklarında bunu tahmin edilebilir, beklenen bir olay olarak karşılarken; iyimser insanlar mutsuz olduklarında durumdan çok daha fazla şikayetçi, çok daha isyankar oluyorlar. Bu da mutsuzluğun kötümser insanlardan çok iyimser insanların başına geldiğini, en azından mutsuzluğun iyimser insanlara olan olumsuz etkilerinin, kötümser insanlara olan olumsuz etkilerinden daha fazla olduğunu bize kanıtlıyor.
Belki kafanıza takılabilir; evet, mutsuzluğun olumlu etkileri de vardır. Bunlar iyimser insanlarda görülemeyecek kadar azken kötümser insanlarda yoğun olarak görülür. Bu olumlu etkileri de sigaranın insanın rahatlamasını sağlaması gibi düşünebiliriz sanırım.
İnsan nasıl mutlu olur?
Sevgili okur arkadaşım, sen de benim düşüncelerime katılıp “mutlu olmak” eylemini hayatın merkezine koymuşsan, bu soruya vereceğin cevabın aslında hayatın anlamı, şifresi, sırrı vb. gibi önemli bir şey olduğunu fark etmişsindir. Bu yazıya başlarken “İnsanlara mutluluğun formülünü açıklayacağım!” diyerek başlamadım ancak kendimce mutlu olmayı kolaylaştıracak iki yöntem geliştirdim:
-Hayatımız boyunca yaşayacağımız bütün mutluluklar geçici olacaktır. Bunun farkında olursak ve bunu kabullenmeye hazır olursak sık sık yaşayacağımız mutsuzluklardan kolay sıyrılıp her defasında yeni bir mutlu olma imkanı elde edebiliriz.
-Her zaman mutlu olma beklentisine girersek çoğu zaman mutsuz oluruz. Önemli olan ise beklentiyi en aza indirmek, klasik söylemle elimizdekilerin kıymetini bilmektir.
Sonuç olarak takdir edersiniz ki hepimiz insanız. Ve bir insanın mutluluk kaynağının başka bir insanın mutsuzluk kaynağı olabildiği bu dünyada “yaşamak” savaşını, en az hasar ve kayıpla atlatmamız gerekiyor. Büyük bir abimizin de dediği gibi: “Kolay gelsin yaşamak!”