2007 Tarihli LA ANTENA, göndermelerle bezeli bir modern sanat taşlaması. Filmin başlarında şehrin semalarında süzülen balon adam, 1992 tarihli Tim Burton rejili “Batman Returns” penguen adamın şemsiyesine takılan kedi kadının Gotham şehrinin yukarılarında ilerlemesi ve elbet aşağı düşmesi… “Anten” de aynen böyle bir göndermeyle açılıyor ve başlıyor göndermeler furyasına… Müziklerin John Williams’ın ritimlerine yakın oluşu “Film Noir” etkisi taşıyan karla kaplı ara sokaklarda ritmik kurgu işlevi görüyor ve elbet 89 ve 92 tarihli Batman filmlerine açık ara atıfta bulunuyor… Yer alan tek göndermeler bununla sınırlı değil tabii… Mesela kesmelerin metrik kurguyla yerinde yapılması ana akım sinemasına da eğretilemeyi eksik etmiyor; doğal olarak filmin totaliter yapısına hizmet eden bu kesmeler görüntüyle ritim tutan müzikle birleşince, gözler görmemeli–kulaklar duymamalı-dudaklar ses çıkarmamalı kavramına indirgeniyor.
“Metropolis”e atıfta bulunan stilize dekor kullanımı dışavurumcu tesirlerinin yanında geometrik kübist etkilerle suç ve anarşi üreten bir sistemin en büyük timsali oluyor; aynı zamanda bu simgesellik filmin gidişatına ilişkin kodlamalarla bizi tam tahmin yanılgısına sürüklemişken sembolik göndermeler (SS ve Davud’un Kalkanı) aslında sonun ta başlangıçtan belli olduğunu; asıl maksadın klasik bir anlatıyla eğlence literatürü altında gerçeklerden uzaklaştırmaktan çok, olan şeylere ve yaşanılan çağdaki kapital kaynaklı içe kapanıklığa an be an taşlama içeren ve nihayetinde de sonu itibariyle yine başa dönen-bağlanan 100 dakikalık ekspressürrea şovuna dönüşmekten alıkoyamıyor. Labirent kavramı ve Megalomanlık, Drakula’nın yardımcısı Igor’u andıran başmüfettiş fare göndermesi içeriyor.
Filmin sonlarına doğru, kadın adamı öperken arkalarında duran çocuklara kesme geliyor ve erkek olanın kafasındaki kozmonot benzeri dalgıç kaskı iki şeyi birden niteliyor; Erkeklerin duygusallık karşısındaki soğuk tutumu, yeniden kadın ve erkeğe gelen kesmede, erkeğin yüzünden çekilen kadının erkeğin ifadesinde yarattığı afallamışlığı ise erkek hegemonyasının ikinci bir zaafı olarak betimliyor (Femme Fatale). İkinci Niteleme ise Ruslar’a doğrudan göndermeyi içeriyor. “1984”, “BRAZIL”, “V FOR VENDETTA” benzeri pek çok filmden mimesis ile batının değerlerine yine onun silahıyla, Amerikan Zaz üslubuyla saldıran, 90’ların müdavimi MTV’nin aptal kutusu (T.V.)’yi günümüz Türkiye’sinde de olduğu üzere baskı ve şiddet yayan, insanı olduğu zamandan alıp olmadık zamanlara kaydıran, dolayısıyla her şeye yabancılaştıran batı kültürünü 99 (66) dakikalık son derece reel bir üslupla yerle bir ediyor. Bittiğinde “Film” izlediğini sanıyorsan; 100 dakikan boşa gitmiştir.