George Orwell tarafından oluşturulan siyasi bir hayvanlar dünyasıdır. Diğer adı “Bir Peri Masalı” olsa da yetişkinler için yazılan, oldukça sade ve açık bir dile sahiptir. Karakterler de belirgin ve her biri bir temsil ortaya koyar.
İngiliz edebiyatının önde gelen eserlerinden biri olan Hayvan Çiftliği, o zamanların Sovyet Sosyalist Cumhuriyetler Birliği’nin Stalin döneminin eleştirisidir. Aslında yazar için bu eleştiri sadece bir siyasi yöntem ya da siyasi bir yönetici eleştirisi değil, ona yardım eden, boyun eğen yahut her şeye göz yumanların da eleştirisidir. (Durum ve çevre eleştirisi)
Bir çiftlikte hayvanların bulundukları yaşam koşullarından ve çiftlik sahibinden şikâyet etmeye başlamalarıyla ortaya çıkan bir romandır. Romanda her bir hayvanın kendine has kişisel özellikleri ve temsil ettiği bir duruş vardır, roman boyunca kendi karakterlerinden hiç şaşmayan bu hayvanlar bir ideolojinin saptırılmasına ve yanlış uygulanmasına zemin hazırlarlar.
Her oluşumun, o oluşumun içinde olanlar için etkileyici bir başlangıcı vardır. Bu çiftlikte de hayvanların gözünü açan ve onları ayaklanmaya iten Koca Reis adında bir domuzun söyledikleri ve sonrasında söylediklerini gerçekleştiremeden ölmesidir.
Bu bütün hayvanlara bir hırs ve güç verir. Başta birlik beraberlikle, çalışkanlık, azim, hırs ve haklarını arama arzusuyla başlayan bu birliktelik sonrasında aralarından iki tanesinin çıkıp diğer hayvanlara yol göstermesi, plan yapması, emir vermesi ve son olarak hükmetmesiyle çıktıkları; eşitlik, iyi bir yaşam seviyesi, adalet düşüncelerinden sapmalarına neden olur.
Diğer hayvanları motive etmek, heyecanlandırmak, onları kendine bağlamak için totaliter yöneticiye dönüşen başlarındaki domuz göstermelik marşlar, bayraklar, bağlılık yemin törenleri yaptırmaya başlar, ideolojilerine de ‘’Animalizm’’ adını verdikleri bu Hayvan Çiftliği’nde sömürge tam hız devam etmektedir.
‘’Oysa, nedendir bilinmez, kimsenin düşüncesini açıklamaya cesaret edemediği, her yerde azgın, yabanıl köpeklerin hırlayarak kol gezdiği, yoldaşlarının korkunç suçları itiraf ettirildikten sonra paramparça edilişini seyretmek zorunda kaldıkları bir toplum çıkmıştı ortaya.’’
Fakat yıllar geçtikçe farkında olmadan kullanıldıklarını ve kendileri yoksullaştıkça eşitlik, adalet için yola çıktıkları yöneticilerine dönüşen domuz ve adamlarının zenginleştiğini gördüler. Bu geç farkındalığın sonuçlarını çok ağır ödemişlerdir, ödemeye de devam ediyorlardır.Hayvan Çiftliği halkını en derinden etkileyen ise çiftlik evinin camından baktıklarında karşılaştıkları tabloydu.
‘’Dışarıdaki hayvanlar, bir domuzların yüzlerine, bir insanların yüzlerine bakıyor; ama onları birbirinden ayırt edemiyorlardı.’’