Sustum
Nehir çağıldasa ya içimde derken
Ölüm gibi
Matem gibi durdum öylece
Öfkem
Zülfikarı dilimde fütursuz savurmama
Öfkem belki de
Damarımda sondajlar açanlara
Çaresiz kalışıma
Aklımın ücrasında bir beşik sallanıyor
Ninniler söylüyor Kazak bir kadın
Moğol’dan kalma ezgilerle
Uyutmuyor bayıltıyor bilmediğim lisanda
İşte şurada tanıdık bir köyde
Salkım salkım üzümleri kirli eller doğruyor
Yaylamın suyu kararıyor henüz kaynağındayken
Ölüyor bir tırtıl tek bir kanat çırpmadan
İçim bilmem kaçıncı meridyendeki
Afacan çocuğa
Bir gülüyor
Bin ağlıyor
Yattım
Ölüm gibi yattım
Azrail’in sayacının ayarını bozmak üzere ürkek
Ve teslim olmuşum cinnettin ramağında iken
Yatağın bir yanı yanıyor
Bir yanı üşüyor aciz
Ne fark eder ışığım bir soba ateşi olmuş
Tavanda cehennem raks ediyor
İçimde yağan kar boğazıma düşmeden eriyor
Bilmediğim bir nizamla buharlaşıp
Yükseliyor beynime
Tekrar yağmur olup
Akıyor varlığından habersiz olduğum hücrelerime
Kim bilir can mı katıyor
Canıma mı okuyor
Tekrar ve tekrar
Fiyasko olmuş tüm roller
Biçilen kader filmini berbat ediyor
Eğreti şiirler, ezgiler ve güneşin doğumunu perdeleyen sis
Getirmiyor baharı
Sabrı kalmıyor yollarda amaçsız koşturan güruhun
Acı bir klakson sesi
Ani bir fren intihar ediyor insanlıktan aşağıya
Roller bitiyor en sonda
Sahne alkış tufanıyla yıkılıyor bu fiyaskoya
Öldüm
Tekrar ve tekrar
Canıma ilmek atılmış ruhum
Artsız arkasız fikirlerin vahşetiyle çözülüyor
Dökülen kan kırmızı yahut beyaz ne farkeder
Kudurdum
Çanağımda kendi siluetim
Bilmem kaçıncı depresanın etkisiz kalması
Aşım ekmeğim gülüşüm var gücüyle doluşuyor
Katılıyor bir hırsızın dolmayan torbasına
Alkışlayan eller bu kez pürüzsüz bir korku salıyor çanağıma
ikilemde kalmış sesim
batıyor dilime damağıma
Alkışlar ölüm için çalınıyor bu kez
Tekrar ve tekrar
Çarıklı çocuğun umudu
Arsız fikirlerin asidinde pişip
Lodosuna yandığım boğazında
Tayfun misali rüzgar hışmıyla
Yüzüne kezzap gibi çarpıyor
Tekrar ve tekrar
Ölüyor her seferinde
Müzik: Uçurtmayı Vurmasınlar – Grup Yorum