Behsat’a…
Şehrin kocamış yalnızlığı
birkaç beden büyük artık
üstümde
Seccadeli sefaletimin kördüğümü
alelade
hem körkütükçe
Ellerimizin seması
buluşurdu ayni teklikte
ah ne yaman gerçeklikti o öyle
la havle ve la kuvvete
Böbürlenme aman böbürlenme
Maazallah!
Dönüverirsin anında harabeye
Evelallah!
Bulunur elbet aramakla
ücreti makul bir reçete
hatırla!
Ve haykırmaktan çekinme
la havle ve la kuvvete
nicedir yolunu gözlediğim
yalınayak kefaretim
pusu kurmuş gene bir yerlere
Şimdiyse her adımımda
yığılır oldu önüme
kemiksiz acılarım
ve geceleri
gökyüzü endamıyla eğilirken avuçlarıma
her loş çıkmaz benimdir artık
Labirenttir sokaklarımın nişanesi
bir tebessüm
belki de küçük bir hatıra
senden bana
kala kala
Geceler ki
ruhsuz birer paçavra
bütün şiirlerimi soyundurur önümde
günahlarca uzak kaldıkça
o masum kelebeklere
cüretkâr fısıltılarımla ben
yine baş başa
karanlık sayıklamalar
hep sol yanımda
Yetiş!
İnan ki başa çıkamıyorum
sensiz
ve işkillenir oldum her şeye
besmelesiz
Şu yalın yalnızlıkla
yıllandırılacaksam eğer
istemem
istemem dursun
bir ayrılık daha ıslatırken penceremi
bu gözyaşı miğferinin
ardına sığınacaksam
istemem
istemem dursun
anlasana iki gözüm
benliğimdeki sen
gurbetini dillendirecekse
her kuytu köşede
böylesine bölük pörçük
ve rezil kepaze bir halde
istemem
istemem dursun
yaklaştıkça yakınıma sokulan