Belda canının acısını değil acıttığı canları düşünüyordu artık. Yaptığı hataların sonucunu aradan yıllar geçtikten sonra görüyor ve cezasını çekiyordu. Ama söyleyemezdi tüm bu olanları susacaktı, her ne pahasına olursa olsun… * Karan hala uyanmamış ve yaklaşık 2 saat geçmesine rağmen jandarmalar gelmemişti. Akşam…
Yükselecek Devrim
Kirli tulumu üzerinde Elleri simsiyah Gözleri naif, gözleri mavi Gözleri bulut, gözleri kuş Hiçbir zaman geçmemiştir ondan kış Sorsan herkese bilmez onu kimse O işçi, O insan, O hayat , Ve o yalnızca “1 Mayıs”larda hatırlanan bir dayanak. Ölüm ile…
Yorgun Dalga
Ellerim denizlerde gözlerim bulutlarda Sıcak bir mevsimin soğuk çığlığında Bir kuş gibiyim sanki Ürkek zamanın huysuz kahkahasında * Düş kırıklıkları ve hayallerim tıpkı bir dalga gibi Deniz içinde, koyu biçimde Yükselerek büyüyorum zamanla Sessiz şekilde Ve kendi içimde…
Mahfi (II. Bölüm)
Karan dışarı atmıştı kendini. Melsa ile Aral evde kalmış, Aral odasına çıkmıştı. Dün gece odada bulduğu Belda’nın yüzüğünü etrafı kolaçan ettikten sonra çıkartıp, uzun süre bakmasının ardından cebine geri koymuştu. Yatağına uzanmış geçmişi düşünüyordu. Geride bıraktıkları insanları, sokakları ve doğduğu…
Benim Hayatım
Renkli koltuklarda renksiz hayatım Bazen bilinmez hayat kavgalarım Karmaşa ve kargaşa içerisinde Soğumuş çay misali ayrılıklarım. * Kaoslar içerisinde bir kuşum Bazen içten içe yanıp tutuşurum Bilmece içerisinde belki de bir hece Hayat yoğunlukla bir gece. * Üzülürüm, sevinirim, düşünürüm…
Tek Yol Kalem!
Bir kağıda ihtiyacım var, ben yazdıkça yenilensin, Ve ben yazdıkça güçlensin, filizlensin. İnsanlara ihtiyacım var, körü körüne bir şeye güvenmesin, Umudunu bağlayıp kendini heba etmesin. İşte böyle, hep -masın, hep -mesin… Sanırım en iyisi, Herkes kaleme biat etsin…