Barış Berberoğlu
Barış Berberoğlu
33 Articles0 Comments

1992 Bartın doğumlu. Doğuş Üniversitesi Hukuk Fakültesi öğrencisi. Doğuştan Oyuncular Tiyatro Topluluğu'nda Arthur Miller'ın Cadı Kazanı'nda ve Franz Kafka'nın Dava'sında rol aldı. Şiirlerini Müsvedde adında bir kitapta topladı. Teoman'da gitar teknisyenliği yapıyor.

Kalıp İnsan Manifestosu

Kalıp insanların manifestosunu okuyorum. Pipomun aldığı kadar koyduğum tütün, artık korkutmaya başlıyor beni. Yavaşça su damlası gibi süzülen gözlüğüm takılı kaldı, burnumun ucunda. Bu yüzden görebilmek için kafam hafifçe yukarıya, gözlerim ise aşağıya doğru duruyor. Ancak korkmamam için bir sebep…

Kırık Kadeh

tanrılar da susayabilir akşamları kırık bir kadehi kullanmak zorunda kalabilirler istemedikleri otları biçmek için pazar günlerini beklerler herkes bir dönem kendini tanrı zanneder herkes bir dönem susayabilir sanrılar sarabilir gözlerinin etrafını ancak tüm oyun kırık kadehi tokuşturmakla sona erer bize…

İhbarlar ve Asılsız Haberler

ellerimizle tuttuk kanayan tüm damarları yolları biliyorduk ve tutabildik tüm çıkışları ihbarlar ve asılsız haberler bizim kentin çocuklarıydı sevilmeyen herkes bir parça asılsız yaşamdı ihbarlardan biri geçiyordu frekanslardan tuttuk birini kulaklarımızda ve ağladık onun için tüm gece o ağladı frekansın…

Kırk9

İntiharın eşiğine gelmiş insanlarla yapılan mizah ve duygu yüklü yarışma “Karanlıkta Oyun”, format ve isim değiştirerek yeni karakterle ve hikayesiyle bizi iç dünyalarımıza doğru yolculuğa çıkarmaya devam ediyor. Yeni oyunun adı Kırk9! Tırabzanların hemen yanında yaşayan dört arkadaş ölmek isteseler…

Tuval

Oturdu ressam Bir elinde palet Oval bir çehre kullandı Dudakları ciddi Bıyıkları seyrek ve sarı Burnu kemer Yaşadıklarını sıkıyordu Gözleri görmesi gerekenleri görmüş Çizgiler anılarını anlatıyordu Saçları uzun ve seyrek Geçmişi gibi arkadan bağlamış. Baktı ressam Gülmeyen bir adam Yorgun…

Mitolojik Aşk

Sen! Evet, sen! Bilgelik tanrıçası Zeus’un kızı Hatırlar mısın yıkandığın Bartın çayını Üç yolu nasıl da bağlamışsın kendine Sen! Eros! Evet, sen! Hatırlar mısın attığın ilk oku Hani ilk aşklar unutulmazdı Ve hiç sapladın mı kendine Tahta başlayıp demirle biten…

Özgürsünüz Özgürsünüz

Kibarlıktan kırılıyordu İspanyol paçalarıyla İspanyol salgınında Yumurta topuklularıyla Ne de güzel çalıyordu Hayattan La sol fa sol la si İnsanların ruhuna Üflüyordu Son sigaralarında umudu Sarıp yakıyordu Naiflikten kırılıyordu Ölüm bu diyordu ‘En saygı değer şey ‘ Ve insanların ruhlarına…

İstanbul’un Penceresi

Bir penceresin İstanbul İnsanlar geçerken Martılar nöbet tutuyor vapurlarında Güneşin renginde Bir telaş Ve gölgeler Dolduruyor pencerenin önünü Bir açsa camlarını Kaçacak insanlar rüyalarından Bir gün daha bitiyor endişesi Doldurmuş şehrin manzarasını Ve güneş batarken Hep hüzün turuncunda Bir penceresin…

Avcumun Dışındakiler

Elini masaya vurup boğazının acımasına sebep olacak düzeyde bağırdı; “Özgürlük istiyorum!” Birden sessizlik oldu. Birbirlerine bakarak saniyelerce durdular öylece. Arka fonda saygı duruşlarındaki siren sesi çalmaya başladı birden. Gözlerinin önüne kırmızı bir film şeridi çekiliyordu sese odaklandıkça. Bakmaya devam ettiler…

Böylelikle Sonuna Geliyoruz

böylelikle sonuna geliyoruz her şeyin sonbaharda güneşin, ağaçlarda meyvenin zor ellerini bırakmak kışa hazırlanırken ama kolay olsaydı tutar mıydım emin değilim sokak kedileri, ev kedilerini kıskanmaya başladığında dünyanın daha güzel olduğunu düşünmüştüm kimsenin olmadığı güz biraz daha çabuk büyümüştüm sonbahar…

BİR KÜÇÜK NOT

Sponsorluk ve reklam için: info@rihtimdergi.com

YAZI GÖNDER

Demlik bölümüne, belirlenen tema ile ilgili Öykü/Deneme/Şiir türlerindeki yazılarınızı  31  Aralık 2020‘ye kadar gönderebilirsiniz. Bu tarihten itibaren gönderilen yazılar, değerlendirmeye alınmayacaktır.

49. Sayı için tema: “Kumar”
demlik@rihtimdergi.com

Detaylı bilgi için tıklayınız.