Güneşli ama soğuk bir sonbahar günü, yaprakların canları çekilmiş olsa bile henüz ağaçlarda durduğu bir gün. Yapraklar bütün yaz sevinçle ve yemyeşil salınıp durdukları ağaçların dallarına son bir gayretle bağlı lakin amansız güz rüzgarının nefesinin insafında canları. Koptu kopacak olmanın gerginliği ile renkleri iyiden iyiye sararmış, bazıları yok olacağını bilmenin hüznü ile baş edemeyip kızarmış, bir kısmının rengi kahverengiye doğru kaçmış, rüzgarın nefesinin insaflı olduğu bir gün, soğuk ama durgun bir gün, nasıl da mavi gökyüzü. Isıyı hissetmese insan, sadece göğü görse; yaz diye aldanır rengine, bir parlak mavi ki insanın içine ışıklar dolduran, sevinçler çınlatan, bir parlak mavi ki insana hayaller kurduran, durduk yere anlık gülümsemesine sebep olan… Gülümseme anlık çünkü hava soğuk, izin vermiyor insanın yayılıp gevşemesine, “hadi” diyor hava insana, “bitir ne ise işin çarşıda, pazarda, dışarıda… Git gir sıcak evine yuvana, bak rüzgarın eli kulağında, bak gökyüzü çok güzel, bak birazdan tufan boran, yaprakların ilişiğini kesme vakti ağaçtan!” Gökyüzü yazmış gibi uzansa da ufuklara hava kış olduğunu bağırıyor yüksek perdeden amansızca, sonbahar tam olarak bu demektir belki de, kararsız Kasım’ın marifeti değil mi pastırma yazı?
Yakınlarda bir yerlere kar yağmış olmalı, kar ile kaplanınca ferş; alabildiğine uzanırken beyaz, yalnızca beyazı görürsün aklına düşmez üstünü örttüklerinin çirkinliği. Ferş nispet yapar arşa kar ile kaplı iken. Sahi yapraklarını dökerken ağaçların canı yanıyor mudur acaba? Ağacın neşesi nevbaharın tekelinde, hep söylerler ya şarkılarda şiirlerde ağacın neşesi ilkyazın kudretinde, sonbaharın büyüsü doğanın bize bedelsiz satıp dayattığı üç-beş kalem hüzünde. Ya ağaçlar seviniyorsa yapraklarını döküp yüklerinden kurtuldukları için, yaprağa can verip canlı tutarken iflahı kesiliyorsa yaz boyunca ağaçların, gövdeyi kökü ihmal ediyorlarsa bütün yaz? Kış ağaçlar için kendilerine, içlerine, özlerine dönerek gövdeleriyle, kökleriyle ilgilenmek, dallarını göğe uzatmak – maviye değmek için çaba göstermek ve yazın-yaprağın ağır yükünü göğüsleyebilmek için güç toplamak evresi ise? Ya mutlu ise ağaçlar sonbahardan kıştan sebep? Yaprak dökmeyen ağaçlar eğer yük ise yaprak, nasıl katlanıyorlar ömrü billah kendileriyle kalamıyor olmanın baskısına? Kendileri: yaprak dahil olduğundan doğalı beri, mukavim ruhları belli ki tıkalı kulakları yenilenmenin arsız çağrısına. Zeytin, zeytin yaprak dökmez mesela, uzun ömürlü eski yapraklarını dökerken yenilerini verdiği için her dem yeşil durur gözümüze aslında. Zeytine and olsun; nasıl bir güçtür ki özündeki; hiç sızlanmadan becerir her mevsim yeşil yapraklı kalabilmeyi, çürümüş kökünden bile kendisine yeniden hayat vermeyi, başarır bunca yükün altında yüzyıllarca vakur bir eda ile hayatta kalabilmeyi. Bu kudreti nereden bulur zeytin? Kerameti kendinden mütevellit, özü güzel; sıvı altın meyvesi önce kendisine sonra bütün insanlara kaprissiz, karşılıksız hediyesi. Dört mevsim ilkbahar zeytine, var olmanın bilinci yaşıyor olmanın sevinci helal-i hoş zeytine.
Güneşli ama soğuk bir sonbahar günü dökülen yaprakları gördükçe kendi ölümünü anımsadığından doğanın bedelsiz sattığı hüzne teslim insan ruhu.