Söylenmiş olanın uçup gittiği
Yerine çağrılmış olanı gönderdiği
Adı konulanın hapsedildiği
Yazılanın silindiği
Bir gelgitler düzeni
İki uç arasında salınıp duran
Bir aşağı bir yukarı
Bir sağa bir sola
Şuraya ya da buraya
Sağanaktan sonra el ele tutuşan
Güneş ile gökkuşağının
Isıtırken kar toplayan
Güneş ile aynılığı
Sabah çiçeklerinin üzerine doğan
Halk edilmiş canı helak eden
Susuzluğun kaynağı
O aynı güneşin üşüyüp de bulutla örtündüğü
Cildi kanser edenin kemiği sağalttığı
İyi ve kötü günlerin sırayla kapı kapı dolaştığı
Hayrın şerre şerrin hayra açıldığı
Aşılan engelin giderek büyüdüğü
Yürünen yolun uzadığı
Kalabalığın yalnızlığı
Sessizliğin gürültüsü
Yokun varlanması
Varın yoklanması
Sahip olunanın buğulu sihrini kaybettiği
O oturup çörek yiyen kibrin kirliliği
İpe sapa gelmez, tartılmaz oburluğu
Her şeyi alan, hiçbir şey vermeyenin sarsılmaz benliği
Beraber yargılanıp şu uğultulu ağaçta sallandırıldığı
Gelene sevinmediği gidene üzülmediği.
Her şey zıttını var eder, her şey zıttıyla var, dünya hayatı biz çizgi biçiminde değil de bir döngü olarak tasarlanmış belli ki, ne kadar zorlarsan zorla bir döngünün içindesin, o zaman insan en iyisi “denge” durumu, tasarlanan düzene en uyumlu hal bu.