Hangi hava alır götürür beni derin dehlizlere Işıksız, belki loş diplere Nerede kalabalık telaşlar varsa Nerede yakılmışsa ışıklar sonuna kadar bembeyaz Ben yokum orada Alırsın havanı sen de bir gün ey yolcu Arkana bakmadan gidersin dedelerin gibi Belki tahta gemilerde…
Şahları da Vururlar
Utanıyorum kimi zaman Kapağı açılmamış boş defterlerimden Kapılar açılıyor yeni yaşamlara, Gülen iki göz yetiyor uyanıp nefes almaya Hayat adil olsaydı karşılaşmazdı bunca insan Olmazdı yaşam Dünya’da filan Evrende aranan kara delik Başkentindedir paralellerin ve meridyenlerin Saatler ilerliyor yoksulluğa Saatler…
Dört Duvar
Siz şimdi dört duvar oldunuz Kapısız. Ne girilebilir içeriye yeniden Ne de çıkılabilir karanlığınızdan Ben bugünü yas ilan ettim üzerimde tonlarca veda Size ulaşmak namümkün Size ulaşmak, sokakta bir veba. Anlıyorsunuz ya hastayım Devasız Deva siz. Yıllar telaşlı geçiyor, yıllar çabucak Hani en çok…
Her Şeyi Bir Kenara Bırakalım
Bu ne perhiz! İçimde kıvılcımlar, en baştan Ta en baştan, tekrar Alev aldı, geride bıraktığımız buluşmalar. Yangınımızı yayıyorsun her geçen gün Mektup göndermediğin günlere aşk olsun Günler, bırak geçmeyi, gelmek dahi bilmiyor Takvim yapraklarını yırtmıyorum artık Ne boş sayfam kaldı…