Tik tak tik tak…
Akıyor zaman, sonsuz denize dökülen bir ırmak gibi; akıyor…
Ve tamir ediyor yorgun ve yalnız bir adam saatleri. Tik tak tik tak…
Duvarda, masada, tezgâhta yüzlerce saat…
Bozuk zannedilen bazı saatlerin pilleri tükenmişti. Mekanizması bozulanlar, dişlileri aşınanlar, zembereği düşenler, camı kırılanlar, parçaları küf tutanlar, su geçirenler, neme yenik düşenler…
Tamirci de gözyaşlarına yenik düşerdi bazen. Geri getiremediği zamana üzülürdü. Neticede saat tamircisiydi o. Zaman değil…
Hem insanın ayarı bir bozuldu mu asla eskisi gibi olamazdı. Asla…
%0
Yorum bırak