Tanrı'yla Dünyada Üç Saat
BİRİNCİ SAAT Dünyanın her yerinde insanlar kulaklarını kaplayan şiddetli bir sesle irkilmiş ve herkesin kendi lisanında anlayacağı şekilde gökyüzünden gelen ve defalarca tekrarlanan şu cümleyi dinliyordu: “Aranızdayım! B
136 kullanım · 83 yazı
BİRİNCİ SAAT Dünyanın her yerinde insanlar kulaklarını kaplayan şiddetli bir sesle irkilmiş ve herkesin kendi lisanında anlayacağı şekilde gökyüzünden gelen ve defalarca tekrarlanan şu cümleyi dinliyordu: “Aranızdayım! B
Bir oyun daha, Son bir oyun. Ardından, terk edilmişliğin karanlık zindanlarına bırakabilirsiniz beni. Çıplak Ankara şafağında, İstanbul’a yetişmek için, Tüm umudumla yürürken, Sincan çıkışında bir yerde, Dalgalara karışm
İletişim Çağı’nda bulunan bizleri anlamak ve anladıklarımızı da bir başkalarına aktarabilmek için kelimelerin manaları üzerinde çalışmaya devam etmeliyiz. Tabii ki örneklemeler ile benzetmeler bizim kullanacağımız en sağ
“Özgür olmakla özgürlüğe yeni başlamış olmak aynı şey değildir”, demişti Hilmi abi. Aile kasabımızdı. Uzaktan akrabamızdı. Akrabalık bağlarını ve aradaki ilişkileri pek bilmezdim ama ne zaman kasaba gitsek, siparişlerin
…ması Sıkışmış dalgaların Bir nedendir boğazda yaşamak anıların Bir nedendir Boğazda yaşamak anıların Kim daha İstanbulludur O gemilerden 1841’de bir çocuktu Züleyha Şimdi “kara gözleri güneş gibi parlayan” Bir genç kız olmuştur At bi…
zamanla değişiyor yüzüm bazen bir eve, bazen bir çöle ve eski istanbul ne kadar değişmişse o kadar ne zaman aynaya baksam suskunluk ve boşluk bağırır yüzüme git derken sesim susar beş dakika yalnızlık ayırdım kendime allah’ın be…
Kafasında tek bir soru vardı: “Annem acaba ne sever?” Hiç anne çocuğu olmamış kadar acemiydi. Bunu düşünmesi için belki önce bir anne kucağı gerekliydi. sekiz yaşındaydı. Ev ve okul arasında belki iki yüz belki de üç yüz
…girdi; dışarıda olduğu gibi içeride de eskinin o mahşeri kalabalığından eser yoktu. Koca salon sulu boya eski İstanbul resimleriyle donatılmıştı. Salonun diğer ucunda, ressam olduklarını tahmin ettiği bir grup sohbet ediyordu. H…
Sabah bir anda oluyor her şey. Önce umursamıyoruz. Alışkınız nasıl olsa. “Gider gelir” diyoruz. Süre uzadıkça artan merakla, pilli radyolar kurcalanmaya başlanıyor. Şarkı, türkü doluyor kulaklara. Bir de üstünkörü haberl
…nin kınamalarla çözülemeyeceği gerçeği bir soğuk rüzgâr gibi çarpsa da ilk imzacı devlet olarak onayladığımız İstanbul Sözleşmesi hala yürürlüğe sokulmuyordu. Mahkemeler artık kadının o saatte orada ne işi varmış diye de sormuyo…