Rıhtım

Ölüme Dair

gece
karanlık bir bıçak gibi
kesiyordu gözlerimi
kan sızıyordu göğsüme
kucağım kızıl bir havuzdu
gördüklerimden…

dilim sussa da
konuşuyordu kalbim durmadan
her atışında haykırıyordu
bildiklerimden…

dört nala durmaksızın koşan
atlara benziyordu hislerim
uykusuz, yorgun, pes etmeyen
sandıklarımdan…

kulaklarım utanıyordu
ve dağlar
ovalar
ormanlar
evren utanıyordu
duyduklarımdan

artık anlaşılmıştı gerçekler
emindiler
heceler diziliyordu iplere
ölüme dair ne varsa
ve bekliyordu bedenleri

asılacaklardı b-oyunlarından

 

Buraya kadar geldiyseniz Yazı hakkındaki izinizi bırakın
Yorum bırak
Misafir olarak yorum yapın Yorumlarınızı profilinizden takip etmek ve düzenlemek için okur hesabı oluşturun.
E-posta adresiniz yayımlanmaz. Güvenlik ve spam denetimi için IP ile temel cihaz bilgileri kaydedilir.
%0
Ölüme Dair

Yöneticiye bildirin

Bu yazıyla ilgili şikâyet, öneri veya isteğinizi yayın ekibine iletin.

Bildirimi göndermek için işlemin sonucunu yazın.