Rıhtım

Aşk, Toprak, Vuslat

Sen gittin gözlerim uykuya hasret,
Dostlarım derdimden anlarmış sandım.
Sustu dilim olmam kimseye zahmet,
Yazılmış alnıma bu kara bahtım…

Bahçemde çiçeklerim bir bir soldu,
Kar boran kış artık benim baharım.
Düşüm de günüm de anıyla doldu,
Tek bir tel saçınla avundum kandım…

Sen kokar soluduğum her bir zerre,
Ölmüş yaprakla dolu hazan mıyım?
Bürünmüşüm hepten gama kedere,
Bilmem ölü müyüm yaşayan mıyım?

Ruhumu kaplamış bir garip meyus,
Oldum dilhun, canhıraştır feryadım.
İçimde, boğulduğum bir okyanus,
Ne kadar çırpınsam da dibe battım…

İyi ki şu dünya gelip geçici,
Yoksa nasıl dayanır kuru canım.
Sen yanık sinemde eşsiz bir inci,
Bitsin de ömrüm sana kavuşayım…

Boynu bükük oldum hayat yolunda,
Ne yapacağımı şaşırdım kaldım.
Beklersin bilirim yolun sonunda,
Vuslata az var ey çeşm-i nigarım…

Beni gören sarfınazar ediyor,
Eşim dostum bilir mi ki enkazım.
Belki bana acıyarak bakıyor,
Bundan böyle lafügüzaf lakırdım…

Önümde maviden sonsuz bir ağıt,
Yürek kıyıma vurur dalgalarım.
Elimde martı gibi ak bir kâğıt,
Damlarken kalemimden seksen yılım…

Sensiz anlamı yok nefes almanın,
Oy gözümün nuru canına yandım.
Gözyaşım can suyudur toprağının,
Yanına usulca şiir bıraktım.

Yorum bırak
Misafir olarak yorum yapın Yorumlarınızı profilinizden takip etmek ve düzenlemek için okur hesabı oluşturun.
E-posta adresiniz yayımlanmaz. Güvenlik ve spam denetimi için IP ile temel cihaz bilgileri kaydedilir.
%0
Aşk, Toprak, Vuslat