Lastik Pabuçlar
…İsmail’e… 1962 sonbaharında, bir gece vakti, küçük bir köy evinde tertemiz bir heyecan vardı. En büyükleriydi Muhammed. Babasının gururu köyünün medarı iftiharı, o gün yıllar sonra bile gülümsemeyle anımsanacak bir zafer kazanmı…
14 kullanım · 10 yazı
…İsmail’e… 1962 sonbaharında, bir gece vakti, küçük bir köy evinde tertemiz bir heyecan vardı. En büyükleriydi Muhammed. Babasının gururu köyünün medarı iftiharı, o gün yıllar sonra bile gülümsemeyle anımsanacak bir zafer kazanmı…
…ar ki: Bak bak bak kafa tutuyor sisteme! Aman ha sakın Önüm, arkam, sağım, solum sobe Saklanmayan ebe! Yazan: Muhammed Ali Cansız Sayı: 47
…ları, kuralları aleyhineydi sanki kadınların. İşte böyle bir ülkede şiir mücadelesi verdi Füruğ. Babası Albay Muhammed Ferruhzad, askeriyedeki otoritesini ve acımasızlığını evde de konuşturuyordu. Tıpkı bir askeri düzen hakimdi…
…nçliğim soluyor güllerin renginde Kaç yıl yaşayabilirim bilmiyorum Bir gün savrulmaz mı ölümün külleri Yazan: Muhammed Korkmaz Sayı: 36
…umsuz bir çocuk gibi tanrılaştı. Bir şehre düştü son cemre ile sen el ele. Işıkları açın, Boğuluyorum. Yazan: Muhammed Avcıoğlu
…Mehmed de baş koordinatör olarak hisarın inşasında görev almıştır. Hisara tepeden bakıldığında eski Türkçeyle Muhammed yazdığı görülmüştür. Doksan gün gibi kısa bir sürede tamamlanmıştır. Rumelihisarı boğazın en dar bölgesinde o…
…Dokuzdolanbaç'ın taşlı tarlaları gibi ekin vermez, sert, gaddar; yeşermem diye tutturmuş topraklar gibi kara, Muhammed aşkına olsun bir nebze merhamet göstermeden sarp kayalar gibi durdu bir süre sonra ses tellerindeki saçakları…
…tarafından yazılan 7.5 m. çapındaki 8 adet hat levhası ana mekânın duvarlarına yerleştirilmiştir. “Allah, Hz. Muhammed, Hz. Ebubekir, Hz. Ömer, Hz. Osman, Hz. Ali, Hz. Hasan ve Hz. Hüseyin” yazılı bu levhalar İslam âleminin en b…
…orum, susuyorum, susuyorum… Yalnızca alışıyorum sessizliğe, İzin veriyorum canımı yaksa da sessizliğe… Yazan: Muhammed Korkmaz
…Dokuzdolanbaç’ın taşlı tarlaları gibi ekin vermez, sert, gaddar; yeşermem diye tutturmuş topraklar gibi kara, Muhammed aşkına olsun bir nebze merhamet göstermeden sarp kayalar durmuş; ses tellerindeki buz saçaklarını eritmeye ge…