…zıya başlarken “İnsanlara mutluluğun formülünü açıklayacağım!” diyerek başlamadım ancak kendimce mutlu olmayı kolaylaştıracak iki yöntem geliştirdim: -Hayatımız boyunca yaşayacağımız bütün mutluluklar geçici olacaktır. Bunun farkında o…
…aba! Sen bizimle arkadaş gibi olmadın, derdimizi dinlemedin. Bayramlarda eniştem herkesin yanında çocuklarını kollarının altına alırken biz onları izlerdik. Bir yerden sonra sevgisini açıkça belli eden herkesi garipsemeye başladık…
…den yerinden zıpladı ve bir hışımla Tarık'ın üzerine çullandı. Tarık elindeki kağıdı o kadar sıkı tutmuştu ki kolu kopsa bile kağıdı bırakmayacak gibiydi. Profesör büyük bir şaşkınlık içinde kalakalmıştı çünkü Tarık böylesi…
…. Aslında bir çoğundan fazla yer kaplıyor. İşte. Bir oda düşün. Sadece yalnızlığın olduğu. O ağırlığı hisset. Kollarının kaldırabileceği ağırlığın bilmem kaç katı kadar. Kimsenin umurunda olmadığı hüzünlerini düşün. Onları da ekle…
…olmuş, kendi sesimize oturmuştu. Ne de olsa bellek de iyi bir oyuncuydu; duyduğunu ve hissettiğini unutmazdı kolay kolay. İz bırakmadan ardında, dönüştürürdü anıları inanmak istediklerimize doğru… Sahne kalabalıktı ama insan…
…erin bedeli, hiç tahmin edemeyeceğimiz yerlere götürebilir. Kara Hasat, gücünü edebi anlatımından veya derin, kolayca bağ kurulan karakterlerinden değil, atmosferindeki incelikten ve ustaca yaptığı sorgulamalardan alıyor. Ekim…
…diler yemeklerini. Tatlıyı da çayın yanında getirmişti Ayşe Hanım. Salonda pencerenin önünde karşılıklı duran koltuklara oturmuşlardı. Söze nasıl başlayacağını bilemiyordu Necmi. Ayşe Hanım da bir şey soramıyordu. Boğazı düğüm düğ…
…l yanımda çantam. İçinde bir dünya eşya. Bir de bakmışsın hepsi lazım olur. Muavin, elinde bir kâğıt, tek tek koltuklarda oturanları kontrol ediyor. Altı numara, benim yerim. Cam kenarı severim. Evim olduğunda büyük büyük caml…
…çin kendini zor tuttun. Gözün odanın kapısında. Ha açıldı, ha açılacak. Giriş işlemleriyle uğraşıyordur. Öyle kolay değil bu huzurevini ziyaret etmek. Hele yabancıysa gelen dedin içinden. Baban da öyle demişti. “Yabancıya ver…
…hayatına aitmiş gibi geliyordu, öyle uzaktı ki o zamanlar. Metrodan henüz çıkmış olan bir grup sevimli rahibe kollarıyla göğüslerine sıkı sıkıya bastırdıkları kutsal kitapları ve gri eteklerinin altına giydikleri uzun beyaz çorapl…