Halil İbrahim Sofrası
…tabakta, tuzlu bir tabakta Tabaklar ister gümüş, ister altın ya da bir beşik ki, dolarlardan sarma Kalan her güne dair "kişiye özgü" bir tat damakta… Karnı doyarken, dilek o ki, ruhu da doysa! Önündekini yerken, demiri atmı…
132 kullanım · 109 yazı
…tabakta, tuzlu bir tabakta Tabaklar ister gümüş, ister altın ya da bir beşik ki, dolarlardan sarma Kalan her güne dair "kişiye özgü" bir tat damakta… Karnı doyarken, dilek o ki, ruhu da doysa! Önündekini yerken, demiri atmı…
Sonbahara savrulan yapraklar biriktiriyorum Sadece gölgeler büyüyor güz yanığı Gökyüzü yanıyor güneşi söndüremiyorum Külleri sedef katmanlı bulutlara Karanlığın zerrelerini topladım Bir gece vakti ışıklarla doldurdum çatlaklar…
…urmanın ötesine geçemeyecekler bile heyecanla bekleşiyorlardı. Şirkette işler neredeyse durmuştu. Patronlar o güne özel bu duruma ses çıkartmadılar. Şirket binasının önüne kamyon geldiğinde bir dalgalanma yaşandı; çalışan ki…
…narında Bacakları kırık serçeler Zamanı kalmamış hastalar Umutsuz sefiller yürüyor Gecenin derin karanlığında Güneşin bozuk rengi Kopkoyu bulutların ardında Ve uçurumun kenarında Altın sanki plastik Ve gümüş ucuz gözüküyor Tuha…
…etekleri rüzgârda uçuşan, kucağında bebeğini sallandıran, tarlada koşuşan, yas tutan bir sürü yıldız. Kuzey, güney, doğu, batı; poşetinden düşüp yere sekerek saçılan boncukları andıran, etrafa yayılmış yıldızlar. Orada ışıkl…
…i aklınızı da bozmuş olmalı! Bilir misiniz, en dehşetli belalar tekin olmayan çıkmaz sokaklarda değil, günlük güneşlik sayfiye yerlerin göbeğinde saklanır çoğu zaman. Onların etrafında her gün dolaşırsınız; sabah işe giderken, a…
Biz insanlar niçin kendimize cam fanuslar inşa ederiz yaşamak için? Neden güneş kadar aldatıcı, ay kadar güzel ve en az bizim kadar kırılgan bir maddeye birbirimize ve kendimize güvendiğimizden daha çok güveniriz? Biz hep kor…
Sonsuzluğun bir ucundan bağırıyorum. Hiçliği, kimsesizliğe buladım; Yalnız ikindilerde sayıklıyorum, Güneşin çığlıklarını sayıyorum. Simsiyah ufuklar cezbediyor, Hatırladığım bir sona çok yakınım. Toprak beni seyrediyor, Tökezl…
…üre. Teraslardan sular yerlere damladı. Kadın yağmurluğun şapkasını çıkardı. Güldü. Hava erken aydınlandı ama güneş geç doğdu. Hoş geldin. Çok zamandır bekliyorum. Hoş geldin, hoş geldin. Diyemediğim tüm günlerin acısına: Hoş…
…kurgu değildi bizim yaptığımız. İkimiz de acının sözcükleri olmadığını biliyorduk. Yol bitti, bisiklet izleri güne battı. İkimiz de yaşamaya karar vedik. O, 1884’e gitti ben, 2009’a.