…koridora. Dışarı çıkıyorum, sigara yakıyorum. Annem geliyor apar topar. Herkes ağlıyor. Kadınlar ağlıyor. Ben ağlıyorum. Bütün hastane bize bakıyor. Başkaları kendi dertlerini göz ardı edip, bizi teselli etmeye geliyor. Neden has…
…de kafi değildi. Çilli yüzünün tüm kasları çözülmüş, şebek maymunu gibi güler olmuştu. Son bir gayretle elini ağzına götürüp cigarayı almaya yeltendi ama dudaklarına yapışan kağıdı dudağının üst derisini söküp aldığı gibi ucun…
…. Ta! ki bu sükunet halini Zotiko’nun Meyhanesi tarafından gelen nara sesleri bozana kadar. Kahvehanenin ağır ağabeyleri, beklenenin aksine bu duruma pek ilgi göstermediler. Haksız da sayılmazlardı zira, meyhanede kafayı bulup ken…
…değil mi? Annesi en ufak bir şey söylese ağzını mühürler adeta. Ne bir lokma yer, ne bir yudum içer. Ha bire ağlar, mıy mıy şey. Ben, en çok ağlarken iştahlı olurum oysa… Tatlı içimi kıymıştı her zamanki gibi, tuzlu bir şeyl…
…arak. Ekmeği ne kadar böleceğini nasıl bilecek dedim. Tamamen size kalmış efendim; üzerindeki bir tuşla sizin ağzınıza attığınız ekmek sokumunu numune olarak tanıtacaksınız; makine bunu hafızasına alacak. Bundan sonra aynı hacim…
…du yaşamın özü. Bana göre, kimse beğenmedi bunu. Otobüsün penceresinden yol kenarındaki düzlüklerde küme küme ağaçlar, solacakları günü beklerken yaşama kafa tutuyordu aynı zamanda. “Sen neden böyle olumsuzsun?” dedi. “Sana olu…
…vücudu uyuşmuş bir hâlde uyandı. Etrafına baktı, kimse yoktu. Neler olmuştu? Yalnızca başında dayanılmaz bir ağrı... Dikkatini hemen karşısında bulunan kütüphane çekti, eşiyle en büyük hayaliydi... Gözüne kütüphanedeki bir…
…banız öldü. Neden ağlamıyorsunuz ?” diye soruveriyor öylece. -Muhtar Efendi, hiç mi Victor Hugo okumadınız ? ”Ağlamak için gözden yaş mı akmalı ? / Dudaklar gülerken, insan ağlayamaz mı ?”- Kardeşler, Mazhar’ın evine girdikleri…
…dı. Gözlerim otobüsü artık daha fazla göremeyinceye kadar orada kaldım ve baktım ona. Zamanında o durakta onu ağlayarak bıraktığım bir an vardı. O gün için lakayıtça kıçımı dönüp evime dönüşümden dolayı kendimi hiç affetmeyeceğim…
…ayarak gittikçe yükseliyorlar ve dans ediyorlar, ne güzel! Sonra, hem de sadece birkaç saniye sonra, gittikçe ağırlaşıyor, tamamen değişiyor, onu tanıyamıyoruz ve bitiyor! Ya da ilerideki ağacın dalındaki bülbülü farz edin; ruhunuz…