Sophia
…a ailesi doğurdu ki bizi, Böyle isteklerde bulunabiliyoruz. Bir şeyler isteme lüksüne nereden sahip oldum ki? Ağlamak için çok geç bir zaman Sophia, Sadece gülümse ve uyut beni. Uzat ellerini ve uyut beni Sophia. Bugün biraz do…
6 kullanım · 4 yazı
…a ailesi doğurdu ki bizi, Böyle isteklerde bulunabiliyoruz. Bir şeyler isteme lüksüne nereden sahip oldum ki? Ağlamak için çok geç bir zaman Sophia, Sadece gülümse ve uyut beni. Uzat ellerini ve uyut beni Sophia. Bugün biraz do…
…e haykırsa rahatlayacaktı. Şimdiye kadar kızgınlığını yutan adamın bağırıp çağırmayacağını biliyordu. Yine de ağzından çıkacak tek sözcüğü bekledi. Ama boşuna… Öğle vakti ekmek arası döneri getirip önüne bırakırken de suskundu.…
…a sıkışmış vaha hissi uyandıran terasa çıktı. İçerideki vahşeti görmeseydi, sayısız irili ufaklı saksılardaki ağaçlar, çiçekler arasında huzurlu saatler geçirebilirdi. Tahmin ettiği gibi bu taraftaki caddeye bakan cephe ucubeni…
…ce tüyleri ve kanlı kanat parçası kalmıştı. “Yazık oldu yavruya,” derken Serap’ın sesi titriyordu. Dokunsalar ağlayacaktı. Tayfun onu teselli etmek istedi. Fakat ne diyeceğini bilemiyordu. Sustu. O günü, aniden bastıran yağmurun ar…
…k çocuk kendini her daim suçlu hissetmekte, evin üstündeki bu havadan bazen kendini sorumlu tutmakta ve neden ağabeyinin öldüğünü kabul edip geçmek yerine üstünde bu kadar durduklarını anlamamaktadır. Öyle ya, ölü bir ağabeyin g…
…arafa bakmasından faydalanarak fısıltıyla; "Kızım, çok dikkat et bunu yerken. Bak lunaparkın ortasındaki elma ağacına, kupkuru kaldı, kimse sulamadı, ölmek üzere. İşte bu elmalar o ağacın son meyveleri. Tüm dünya aynı bu elma a…
…. Burası Devlet Hastanesi’ydi. Burada öyle her aklınıza geleni söyleyemezsiniz, naz yapamazsınız, korkamaz ve ağlayamazsınız. İnsani duygulara çok değil hiç yer yoktur burada. Soğuk ve cansızdır her yer. İçinizde yaşarsınız ne yaşayac…
…ar olur en arsızından; içinde sarhoş naraları, bana inat. Dilek ağacımdaki renkler solar, kahvem hiçbir zaman ağzına kadar dolu olmaz kavanozumda, kül tablam boş kalmaz, çayımın demi hiç açılmaz, gün ağarmaz, ağarmaz, ağarmaz……
…e geldiğinde, tekli koltukta öylece oturup kalmıştı. Etrafına bakındı hızlıca, kimse yoktu. Rüya mı görmüştü? Ağlamaya başladı, bağıra bağıra, yaşadığı anın ağırlığı ile çöküp kalmıştı. Ne olmuştu? Gerçek neydi bilmiyordu ama ne…
…, sonsuz cefa veren bir yoksulluk içinde geçip giderler; sonunda söndüklerinde, ışıkları bu gördüğün toprağı, ağaçları, taşları ve şahit olduğun tarihi aydınlatır! Ah, o kadınlar, onlar olmasa ne sen benim yüreğimi bilirdin, ne…