…oğruların huylarından biri de bazen gerçekleri vermiyor oluşuydu. Yani bir kekle aynı odada bulunmanız ve onu yememiş olmanız onu arzulamadığınızı göstermez. Gerçekleri sadece ve sadece her şeyi gören gözler ve her şeyi hissede…
…tukları kırları, şehirdeki yürüyüşlerini, kalabalık ortamlarda bulunuşlarını görüyor; restoranlardaki İngiliz yemeğinin tadını ve kokusunu alıyorsunuz. Burada devinimin ortasındasınız ve kitap insanın durmasına izin vermiyor. İlk…
…iğim gibi, böyle güzel şeylerden bahsedince insanın morali bozuluyor bir süre sonra. Lanet olsun ki doğru bu. Yemin ederim, şansım olsa, tüm çocukları ve köpekleri alıp buraya getirirdim. Pislikten ve kalabalıktan uzak, sonsu…
…an, bir yandan da dolapların açılıp kapanma sesleri. O, benim mutfağımda; benim pazar kahvaltıları, çocuklara yemekler, çeşit çeşit reçeller, turşular hazırladığım mutfağımda. Düzeninden, temizliğinden gurur duyduğum mutfağımdan…
…di kadının kalça kemiği ve baldırının verdiği tat, muhtemelen hatta mutlaka kendisininkinden çok daha iyiydi. Yemeye doyamadığı solucanlı tarttan daha iyisini bulduğunu düşünüyordu ve bunun olacak işlerden daha da olanaksız ol…
Aşk diye koşarız Aşk diye ten ararız Kalu beladaki yemini unutup Aşk nimetini hatırlamayız Eskide kaldı o aşklar Duvara asıldı o sazlar Kitaplara karıştı Kayslar Mecnun olanlar yok olmuşlar Derdi verene hayrandık Biz kalu bela…
…ış, ben kimim? Suçun saati olsa belki cevaplayabilirdim. Ama yok. Bayram, seyranı da yok. Yılbaşı ağacı, aile yemeği falan hiç umurumda değil. Ya da bir kandil mesajı okurken başıma neler geleceğini kestirmek kolay değil. Şu a…
…rduğum her şeye sahibim. Başımı sokacak bir yuvam,” eliyle kendine ait olmayan eşyaları gösterdi, “ve yiyecek yemeğim var,” plastik tabağı işaret etti. “Yavaş yavaş arkadaşlar ediniyorum.” Dediklerini onaylarcasına koridordan g…
…rdu her yerden. *** Ertesi sabah işe gittiğimde kimse boş parmağımı fark etmesin diye türlü numaralar yaptım. Yemeğe inmedim, sigara molalarına çıkmadım ve sağ elimi cebime soktum sık sık. *** Kimse bir şey sormadı zaten. Hiç…
…nında durdular. Çocuğu indirip derin bir oh çekti. Bir kadın, "hazır yağmur durmuşken, ateşi yakıp yapalım şu yemeği" dedi. Büyük çadırın yanı başında ufak bir ateş yakılıp üzerine büyükçe bir tencere yerleştirildi, başına da…