…enim bir tarafa da, ruhumu ruhuna zamkladığımı sandığım birinin bu pısırıklığını daha doğrusu bu kaypaklığını yakıştıramadım sana. Ailenin karşısına çıkıp, siz kafayı mı yediniz? Bu devirde ne Alevi’si, ne Sünni’si, diyemedin. Gıkını…
…, salonda bulunanların müziğin etkisiyle nasıl harekete geçtiğini kolayca anlatabiliyor. Yani, zamanın ruhunu yakalayanlar ile yakalayamayanlar arasında, müzikal bir eser kullanılarak yaratılan çatışmayı yaklaşık on dakika kadar hey…
…. İki kocaman albüm ve bir poşet dolusu fotoğrafın ortasında babamla baş başayım. Uzun favorileriyle ne kadar yakışıklıymış. İspanyol paça pantolon, dik yakalı gömleklerle üniversite yıllarına ait ne çok anısını dondurmuş siyah beyaz…
…arayı bıraktığı hâlde gönlü elvermediğinden ayrılamadığı askerlikten kalma çakmağı diğer cebinden aldı, ocağı yakarlar diye paraların yanına bıraktı. Günler önce karısına yazıp ceketinin iç cebinde taşıdığı mektubu çıkartmanın z…
…adisten bahsedeceğini düşündüm. “Görüşmeyeli nasılsın abi?” dedi. Nasıl mıyım? Bildiğin gibi işte Mesut. Hâlâ yakışıklıyım sanırım. Ama biraz yorgun, biraz buruşmuş bir bedenim var. Bana hani kara oğlan diye seslenirlerdi ya, kara o…
…an Antik Eserler Müzesi’ olarak kullanılmaya başlanmıştı. Tenha zeminde ilerleyen araç arkaik yapıya cepheden yaklaşıp önüne yanaştı. Kütüphane müdürü rutin söylencesindeydi; "Öğlene mal girişi olacak." Maun tahta döşemeli ana s…
…ah’ lamadı. “Ah!” Başka şey içindi. Sadece baktı, bir çift kara göz olup baktı Kadir’in gözünün içine. Bakışa yakalandı Kadir; eli havada kaldı, Vasfiye’nin kolunu tutan diğer eli birden bıraktı kızı, çöktü yere, o kocaman elleri…
…biriyle başa çıkacaklardı. Üstelik, sarhoş olup nara atan her insana kafa tutmak da nam sahibi bir kabadayıya yakışmazdı. Buna mukabil, akordu bozuk nara sesleri hızla yaklaşıyor, sıcaktan ardına kadar açılmış kahvehane kapısından…
…bedenini seyrettiğim annem bir anda büyütmüştü beni. Yaptığı onca eziyete rağmen ağlamaktan harap olmuş, evi yakıp yıkan babam büyütmüştü beni. Hâlâ ağlamamıştım. Ağlayamamıştım. Babamın beni bırakmasını fırsat bilip o odaya…
…, paltonun düğmelerini ilikledi. Artık eve gitme vaktiydi. Parkı boydan boya geçti. Yol aynı… tempo aynı… Eve yaklaşmıştı. Fırına girdi. Elinde kâğıda sarılı ekmekle çıktı. Yolun çatallandığı yere geldiğinde sağa döndü. Yeşil konte…