…ez anlatmaya Saymaya kalksak yıldızları Teraziler kaldıramaz bu ağırlığı Bu yalnızlığı. Bir yağmur damlasının Toprağa ulaşması Çiçeklere kavuşması Gibi koştum sana. Nasıl anlatılır Bir kez ayağa kalkmanın Bin kere düşmeye bedel…
…pas tutmuş hançerlerden geçeriz yıkmak için yeniden kurduğumuz şehirleri vaktidir solgun bakışlar yakmaların tokatlanmış çocukların alnına yazıldığıdır acı dalında emanet yapraklar aşkına hu ve güzün şahsında yitirilir kasımpatlar…
…aşağı ölüme karşın Tabiat hep senden haberli Runeşya Önce öne eğersin usulca başını Sonra devşirirsin baharı topraktan Ama bir çevirsen başını gökyüzüne Her yer bahar olacaktı yüzün olarak Öte yanda olmasan bunları yazmayacağım…
…a dalabilirim diye düşündüm. Ama bu yöntemin pek işe yaradığını söyleyemezdim; aksine düşüncelerimi bir türlü toparlayamamak, beni daha çok rahatsız etti. Bu rahatsızlık o kadar şiddetlendi ki, Umut’un sıcaklığının tüm bedenimi yaktığ…
…anınız unutulmaya yüz tutar da hangi hayalinizi kurmazsınız belki de bir daha asla? Kaç anınız zamana karışıp toz olurken kim bilir neler gider benliğinizden? Her gün, her saat, her dakika ve de her saniye ne hikâyeler sonl…
…nöbetini tuttuktan sonra prensesle birlikte olmak için dilek dilemiştir. Bunun sonucunda ceza olarak kral ve torunları kendilerini bitmek bilmeyen bir şavaşın içinde bulmuşlardır.” Son olarak belki de kalenin bakımsız hale gelme…
…Kimileri kader diyordu buna bizse keder. Fakat bu hikâye mahallenin değil, fiyatların düşeceğini bildiği için toplanma saatinde pazara giden kadınların da değil, iş yerindeki yorgunluğunun hıncını uzun 2000 sigarasından çıkaran…
…n değildir. Manolyasız ikindiler, sensiz ben, bensiz bu sokaklar… Güvenme sen bu diyarlara Uzaktan gelmişsin, tozlu, kirlenmiş sesin. Adım ne demiştin, sahi adın neydi senin? Saçlarından iki sayfa, gözyaşından tek öpüş fazla…
…aşatan, beyaz, nurani, dört nala koşan peygamber atları. Çocukluğumun sesidir bu kuş cıvıltıları. Temiz hava, toprak ve su. Şaraptan ırmakların üzerinde sallanan mumdan sandallar, Kürek çeken aile hüzünleri. İşte geliyor, işte…
…erdiği çaresizlikle yere doğru eğildi ve dökülen saçlarını bu kez tam tersi itinasız ve umursamaz bir tavırla toplayarak metal rengi çöp tenekesinin içine attı. Saat 23.00’a yaklaşıyordu. Bir günün daha bitmesine sadece bir saat k…