…. Hararetli hararetli konuşuyorlardı dünyadan soyutlanmış. İki fincan duruyordu önlerinde, içilmiş ve kahvesi kurumuş. Halit daha fazla düşünmeden kitabını kırmızı kadife örtünün üstüne bırakmış, simitlerden birini çıkarmış çay…
…a çizgileriyle sunuyordu bana. Silüetlerinden kendini ele veren bir kapı ve bir pencere. Eşiklerde oturmaktan kurumuş düşüncemi bir hamlede toparlayıp “Ne yapmalı?” diye sordum. Kıpırdamalı. Artık yeter, kıpırdamalı. Bir sebep…
…nlara. Gülmek nasıl bir şey besbelli unutmuş çoktan. Gecenin içinde birbirine karışmış saçını sakalını, üzeri kurumuş ter, sidik, kusmuklu perişan kıyafetlerini göremiyorlar; ihtiyarın, sarhoş, berduş ya da tehlikeli biri olabi…
…sleri alıp götüreceklerdi.Bir yavru kırlangıç daha bir sokulacaktı annesine.Birden,Bir cırcır böceği ötecekti,Kurumuş çalılıkların arasından. Birkaç sıska koyununun peşi sıra Sessizce yürüyecekti bir çoban.Yapraklar tutunduklar…
…n kaçmak için tırmanırdı ceviz ağacına. Çok zaman oldu artık ne o kokusu vardı ne de meyvesi. Dallarının çoğu kurumuş köklerinin kimi yeri topraktan ayrılmış yavaş yavaş veda ediyordu çocukluk arkadaşına. Kesmeyi düşünmüştü bir…
…i söyleyemeyen çocukla bir an gözgöze geldiler. Bakışlarındaki bahar kışa kesmişti çoktan. Benzi solmuş, kanı kurumuştu. R’leri söyleyemeyen çocuk yüzünü yere düşürdü, canı ağlamak istiyordu. Terle tozun harman olduğu kara teni,…
…ştıkları kan iki adamın peşini bırakmıyordu. Merdivenin bitimindeki ipin ucuna bağlanan çengellerin birindeki kurumuş kan kalıntıları hemen dikkat çekiyordu. Balkonda cansız yatan adamın elindeki eldiveni parçalayan sürtünmenin…
…m gündüzle dalga geçip gece muamelesi yapıyor, Işıkların rahatsız ettiği sabaha. Ağlayasım yok. Göz pınarları kurumuş bir insanken ben, ne güzel teselli cümlesidir. Sızlanasım yok. Ama gözlerimde hastalığın sebebi yaşlar. Ateşi…
…gün ağarmaz, ağarmaz, ağarmaz… Ölü sineklere ağıt yakarım sabahları; kibrit kutularından mezar taşları olur, kurumuş gül yapraklarından toprakları. Örselenmiş yüreğim kendine büyük gelen bir kafese tıkıldığından beri gökyüzünd…
…me alınmaz ummak için değil ki zaman “iyi hissetmek” yalanın dik âlâsı ufka dikmiş gözünü âmâ lal ne dese hoş kurumuşun kudurmuş hâli beter bulut’un toz’unu yalar anca dil hafif bir ferah bile yok kâbus’ta ay’a dalmışken ölsek de…