…fade eder: "Oryantalizmin en kolay kabul gören manası, akademik manasıdır ve gerçekten bu isim bir takım ilim kurumlarında işe yaramaktadır. (Antropolog, sosyolog, tarihçi yahut dil-bilimci olsun) Özel yahut genel bir açıdan Şark’ı…
…eçtiğini anlayamadan yaşarken, bir gün, Sevim beni çekmeceden çıkardı. Nazikçe yıkadı. Sıkmaya bile kıyamadı. Kuruttu. Bir itina, bir itina... Hayretler içindeydim. Heyecandan düğümlerimin sayısı kadar boğazım düğümlendi nerede…
…yapacağı tek şeydi. Yalnız kalamayan, sürekli konuşma ihtiyacı hisseden, yalnızlığa katlanamayan, dolayısıyla kuru bir kalabalıkta ömrünü tüketen insanlar ona o kadar yabancıydı ki… Canından çok sevdiği bir iki yakın dostu v…
…ıya doğru yürürken tek düşündüğüm: şarap dudaklım… Barlar Sokağı’nın gözdesi Hayalperest’in köşedeki masasına kurulduk. “Her zamankinden mi gençler?” Tam da içilecek gündü. Sarhoş olup, onu sayıklamalık… “Aynen iki bira ver.” Şa…
…takıldı gözüm. Kardan sırılsıklam olmuşlardı. Sobanın yanına bir sıra çekip Zehra’yı oraya oturttum. Ayakları kuruyana kadar o şekilde kaldı. Isındıkça yüzüne bir tebessüm yayılıyor, eski neşeli hâline geri dönüyordu. Üçüncü der…
…ya mecali yok güneşin. Yine peteklerin yanı dolu, Ağrılar peşin. Dumanlar yüze vurur, kalemler elde beslenir. Kurulmalı denge. Sonuçta dönülmüyor düne. Belki kemerlerin soyu tükenir, uçkurlar ayyuka! “Çok gürültü ediyorsun, küçük…
…âlâ ev olmakta direniyor. Evet, evet, artık burası bir yuva değil. İçinde ailecek yemeklerin yendiği sofralar kurulmuyor, soba yanmıyor, sobanın üstünde tıslayan güğüm yok, çocuklar koşturmuyor; yani bir evi yuva yapan hiçbir şey…
…Bir elini bulutlara daldırdı, ıslak bir gezegeni bulup çıkardı içlerinden; göğe saldı o küreyi. Nemli elini, kurumuş elimin üzerine koydu. Sıcacıktı. ‘’Uyan sevgilim.’’ dedi alçak ancak uzağımda olmayan, ruhumu sağaltıp ona di…
…tek sıktı, kadının eline dudaklarını belli belirsiz dokundurdu. Hâl hatır sorduğunda sadece karşısındaki adam kuru bir teşekkürle yetindi. Diğerlerinden ses çıkmadı. Kadın başını hafifçe öne eğdi, kaldırdı. Meraktan mı yoksa…
…siyah topuklu ayakkabılarıyla yürüyor. Çıplak ayakları, sıcak kaldırımlarda yavaş yavaş ilerliyorlar. Yüzünde kurumaya yüz tutmuş yaraları sarmalıyor - yağmurlu, rüzgârlı ve telaşlı bir havada dalgalanan kara çarşaf misali uzun…