…leceklerini bilmiyorlar." Puslu Kıtalar Atlası'nın kanımca en önemli başarısı; fantezilerin gerçekler üzerine kurulmuş olması. Olaylar, 17. Yüzyıl İstanbulu'nun Galata başta olmak üzere bilindik semt ve mekanlarında geçiyor. Bun…
…Eskilerden kalan tek şey kusursuz bergüzarlar. Belki de uyanmamalı, karanlık bir ölüm bu olsa gerek. Bedenler kuruca, ayaklar irice... Yazan: Sessiz Bulut
…asında bölüşülürdü erzak. Hiç kimse bilmiyordu Basir hoca buraya ne zaman nereden nasıl gelip yerleşti? Şehir kurulalı beri orada yaşıyor gibiydi, akrabası yoktu, karısı çocuğu da, taştan çıkmış gibi bir adamdı kara kuru ufak te…
…A-AAA” başlığı seçilmiş. “AAA-AAA” sesin nasıl çıktığını anlatırken aynı zamanda da bunun bir diyalog üzerine kurulu olduğunu da belirtiyor. Çünkü performans iki kişi tarafından karşılıklı ilerliyor. İş “bağırma ve çığlık” tem…
…madığı için aç uyuyacak; ve bir eşi, adam gelmeden uyumayacak. Karşımdaysa bunları alacak 11 lira ve hatta 80 kuruşu bile olmayan bir baba… Kar yağmıştı yaz ortasında evime, hazırlıksız yakalanmıştım… Ne terk edilişimin acısı…
…arım kalmış hayatlar. Güneş başka bir meridyende doğuyor Uykum uykusuna yenik düşük Saçları alnımda medeniyet kuruyor Bozkırın ortasında bir meyve düşüyor ağaçtan O düştüğü yerde Diğerleri dallarında kuruyor Yağmuru bir de ona…
…ınırların tanınması ve ona göre genişletilmesidir. Nefesi nazikçe eğitmek ve farkındalıkla kullanmak, bedenle kurulan bağı güçlendirir. Beden gelişip dönüşürken, kurulan bu bağ ruhu esnetir ve beraberinde içsel huzuru getirir.…
…ellerini koyduğu topraktan ve onun eşsiz kokusundan güç alarak ayağa kalktı. Hırkasının kollarıyla gözlerini kuruladı. Kavaklı yola doğru yürümeye başladı. Bakmıyordu arkasına, çünkü bakarsa her şeye, bütün bunlara yeniden başl…
…anında sallanan zeytine bakıp artık onun kurtulmasının mümkün olmadığını düşününce bir üzüntü kapladı ruhunu. Kuruyan bedeni, küçük titreme ile bir yaprak daha attı. Yaprak soluksuz, yaprak ürkek ve çaresizce dalına bakıyordu.…
…e kimsenin göremediği görünmezleri görüyordu. Önündeki plastik kahve bardağının dibinde duran üç lira ve elli kuruştan habersiz gibiydi. İbrahim Başkomiser elini pantolonunun sol cebine attı. Çıkardığı paraların içinden bir onlu…