Otuz Beş Yıl
…amış... Sonrası da işte bildiğiniz gibi daha fazla anlatmama gerek yok. Şu köpeğin, şu ağacın dili olsaydı da konuşsaydı, anlatsaydı her şeyi ama işte olan oldu. Öldü mü, yaşıyor mu, diye bakınmam beni katil yaptı. Onu vuranlar ge…
11 kullanım · 10 yazı
…amış... Sonrası da işte bildiğiniz gibi daha fazla anlatmama gerek yok. Şu köpeğin, şu ağacın dili olsaydı da konuşsaydı, anlatsaydı her şeyi ama işte olan oldu. Öldü mü, yaşıyor mu, diye bakınmam beni katil yaptı. Onu vuranlar ge…
…ürekli kitap okuyor. Bazı günler de yanında getirdiği evraklarla ilgileniyordu. Telefonu çaldığı zamanlar ise konuşmaları daima uzun sürüyordu. Şu sıra çalışanlar arasındaki malzeme de buydu. “Adamın bir sevgilisi var ama uzakta bi…
…Hiçbir şey için uzun süreli kahrolmaya değmez bu hayatta. Düştüğün gibi kalkmasını da bileceksin!”“Şair gibi konuşuyorsun be çocuk. Keşke demek için artık çok geç, biliyor musun? Yaşayan bir ölü, senin şu anda gördüğün bu bitik ada…
…lanacağımız en sağlam elemanlar olmaya devam edecek ve bir anda olmasa bile, belirli bir süreç sonunda hem ne konuştuğumuzu bileceğiz hem de başkalarının bize ne anlattığını. Tüten buhar makineleri, birbirimizi anlama çabamızda bizle…
…ğu duruyordu. Kaşlarımı kaldırarak ona odaklandım: "Merhaba." Beni, düşüncelerimin zindanından alıp götürerek konuştu: "Merhaba." Uzanıp saçlarını okşadım, "Ne kadar tatlısın sen." Biriken kan yanaklarına pembelik kattığında da…
…olduğunu anlamış gibi kafamı salladım. Korkutucu kıyma makinesine teptiği eti elindeki tokmakla sıkıştırırken konuştu. Sever misin Brus Li, dedi. Pek izlemediğimi söyledim. “Olmaz öyle şey,” dedi. “Ondan öğrenecek çok şey var,…
…usluğun suyu bir daha asla kesilmeyecekti. Ezgi’nin nezdinde, işe gitmenin ve her gün karşılaştığı insanlarla konuşmanın gerekçeleri gitgide hafifledi. İşini para akışını sürdürecek kadar umursuyor, kalan zamanında şarkılar mırıld…
…rim, amcalarım. Çayları soğutmayalım. Bu çaylar benden. İblisin ikramı.” Bardaklar yarılandığında baktı kimse konuşmuyor, tam zamanı diyerek müşterilere kendini tanıttı. “Sayın büyüklerim! Benim adım Yusuf. İsterseniz iblis demeye…
…onra. “Kusuruma bakma kızım,” diyebilmiştim. Boğazımda bir yumru… Belki bahçeye çıksak kendimi zorlayıp biraz konuşabilirdim. Ayakkabımı titizlikle giydirdi. Kol kola üç basamağı indik. Dilim çözülüvermişti: “Seni ayrı bir severdi,” d…
…ötülük timsali, anlamsız ve içi hınç dolu bir canavardı, bir Fransisken rahibini bile ürkütürdü. Artık onunla konuşmuyordum bile, ama, sırf varlığıyla bile benim her zaman huzurumu kaçırıyordu. Öldü. Cenazesine gittim. Nedenini söyle…