…çalılarla dolu. Eğer çalı varsa, bu toprak gül de yetiştirir; bahçıvan olmasını bilmeli. Güz mevsimleri sabır ister, bedel ister. O beklenen nevbaharların müjdecisi sen olmalıydın. Toprağın bağrına ne sundun da kabul etmedi.…
…bir dedikoduya kapı aralanmış olacaktır. Bu insanların "daha çok değil de daha doğru" çalışarak refaha ulaşma istekleri bir anda yitecek ve kibir parçacıklarıyla süslenmiş dedikodu pastasından gereğinden fazla yiyerek ruhları şiş…
…le tutuşmayı, gözlerimiz çarpsaydı birbirine yeterdi. Zaten aşk bir yetinmeyi bilme haliydi; hep verecek, hiç istemeyecektin. "Seni öyle değil, böyle seviyorum" diyebildiğindi aşk. İlk defa gittiğimiz sinema salonlarında, avu…
…Artık karşıdaki fırın gözüme aynı gözükmüyordu. Kendim de dâhil herkesin beklentisi vardı benden. Eve gitmek istemedim. O an nereye gittiğini bilmediğim bir otobüse atlayıp uzaklaşmak istedim. Bunu hiç yapmamıştım. Eminim çok ke…
…. Ne yazık ki gelen başka bir e-posta yoktu. Zayıf anımda bu teklifi yapıp ruhumu çalmak, satın alıp öldürmek istiyorlardı. Dandik bir kanaldı, ruhumu alacak kadar para teklif edemezler diye düşündüm. Yinede benimle alay etme amacın…
…da bu olsa gerek..." dedi ve kendini kalabalığa bıraktı Şen Deli. Çok dayak yedi. Çok kan kaybetti. Söylemek istediğini anlatamadı. Kalabalığın dansına böyle dahil oldu Şen Deli. Saygılarımla.
…diye bağıracaklardı. Belalarını sevdi göz altı torbası. “Bizi bu torbanın eline veren kim? Biz boka benzemek istemiyoruz, biz kardeşiz, bizi korkutmayın, biz biriz” diyemedi karıncalar. Demek isteyen tabutunu elinde taşır bu yerde…
…udakları titriyor. -Faruk Bey, müdür bey sizi çağırıyor çok acil. Elleri hala cebinde olarak kaşlarını çatmak istediyse de muvaffak olamadan çaycının yuvarladığı baklanın altında ezildi: -Bankada çok kötü şeyler olmuş... Ellerini…
…anaştığı masaya yöneldi. Bir sandalye çekti ve tam karşısına oturdu. Kollarını önünde bağdaştırıp anlatmasını istercesine masaya dayadı. Ancak Feriköylü tek bir söz dahi etmedi. Baba Hakkı, onun müstehzi gülümseyen yüzü ve parılday…
…iğimi fark ettiğimde durmaya karar vermiştim. Bir trenin asla uğramayacağı Anadolu’nun ufak bir kasabasındaki istasyon gibiydi benim için o ev. Artık ok yaydan çıkmıştı, bir daha dönmeyecektim oraya. Annemden sonra ben de yalnız…